28 Haziran 2010 Pazartesi

Teşekkürler Futbol Tanrısı


Hiç bu açıdan bakmış mıydınız? 
İntikam soğuk yenen bir yemektir. 44 sene de yeterli bir süredir soğuması için.

25 Haziran 2010 Cuma

İtalya 2-3 Slovakya

10 gün içerisinde hem Paraguay, hem Yeni Zelanda hem de Slovakya'yı yenemiyorsan ve üstüne üstlük 5 gol yiyorsan o kupada yerin yoktur. Ne kadar yanlış taktik ve kadro tercihleri yapılsa da, Serie A kalitesinin buradan bir galibiyet çıkarması gerekirdi Lippi'ye rağmen. La Gazzetta Dello Sport dün için; "İtalyan futbol tarihinin en kara günü" yorumunu yaptı. Az bile yapmış. Bu rezil turnuvanın hesabını nasıl verirler bilemem. Üstelik Fransa'da olduğu gibi bir Domenech skandalı da yaşanmadı. Ortada gözle görünür birşey de yok. 2008'den sonra herşey Lippi'ye bırakıldı. O da hiç bir baskıya aldırmadan kendi kadrosunu götürdü Afrika'ya. Herşey onun istediği gibi oldu. Ama ne yazık ki turnuva sonunda başarısızlığı kabullenmesi, onun suçunu hafifletmedi gözümde.

Slovakya maçının son 20 dakikası hatta Pirlo oyuna girdikten sonra oynanan futbol fena değildi genel itibariyle. Ama o dakikalarda bile taçtan gol yemek İtalya adına kara bir lekeydi. Şu blogun adına, Catenaccio felsefesine bir hakaretti. Benim için Dünya kupası bitmiştir daha da olsa izlemem! Favorim Japonya bundan sonra!

20 Haziran 2010 Pazar

İtalya 1-1 Yeni Zelanda

İtalya maça Buffon hariç Paraguay maçının kadrosu ile çıktı. Daha 7.dakikada Cannavaro'nun hatası ile bir gol yedi ve ilk maç gibi bu maçta da ilk golü yiyen taraf oldu. Bir de ilk golü attığı maçlarını izlemek lazım. Şu ana kadar geriden gelip maç çeviremedi. Ama yenik durumdayken oyunu ileriye yığması ve gol çabası takdire şayan.

Ama ne yazık ki hücum gücü biraz kısıtlı. Gilardino oyunun ilk 20 dakikası topa değmedi sanırsam. Pepe, Montolivo ve De Rossi'nin bireysel çabaları gol yollarını açmakta zorlanıyor. Zaten forvetlerin kazmalığı ayrı bir post konusu olur. Baskı artınca golü penaltıdan buldu İtalya ve durumu eşitledi dakika 27'de.

İkinci yarıya Pepe-Camo ve Gilardino-Di Natale değişikliklerini yaparak başladı Lippi. İlk başta olumlu ama biraz erken değişiklikler olarak görünse de oyunda Pepe'nin eksikliği bariz hissedildi. Umarım 3.maça Pepe-Camo ikilisiyle başlar Lippi. Marchisio'nun varlığı yokluğu belli olmuyor oyunda.

İki maçtır hava toplarından yenen goller can sıkıcı. Ama onun haricinde savunma kurgusu fena değil. Rezalet hücuma Pirlo'nun acilen katılması gerekiyor. Artık puan kaybetme lüksü kalmadı. Kupa için tüm maçların kazanılması gerekiyor ve daha kadro tam oturmadı. Yenilmezlik serisi devam ediyor ve 3 gün sonra Slovakya'yı yenme mecburiyeti var. Sıkıntı var ama Pirlo isterse olur o iş.

18 Haziran 2010 Cuma

Şampiyon LA Lakers


Tam anlamıyla basketbola doyduğumuz bir geceydi. Futbolda top bir o kalede bir bu kalede diye deyim vardır hani. İşte aynen öyle... Efsaneler arasına giren bir maç oldu. Kaybedene yazık olacaktı. O da Boston Celtics oldu.

16 Haziran 2010 Çarşamba

WC 2010 | 5. Gün - Yeter Ama...


Kupanın 5. günü de geride kaldı. Henüz iyi bir futbol izleyemedik. Benim tek umudum bugünün maçlarıydı ilk maçlar için. Ondan da birşey çıkmadı. 

Günün ilk maçında elemelerdeki grubundan sürpriz bir şekilde sıyrılan Slovakya ile Yeni Zelanda arasında oynandı. Slovaklar 20. dakikadan itibaren kontrolü ellerine aldılar. Teknik olarak Zelanda'dan çok daha üstün bir ekip. Bunu da aslında çok iyi kullandılar. İkinci yarının başında A.Güçlü Vittek'le de öne geçtiler. Fakat takım daha sonra psikolojik olarak geri çekildi. Uzatmaların da son saniyesinde sürpriz bir şekilde beraberlikle yetindiler. Sanırım son maçta bu 2 puanı çok arayacaklar. 

Günün ikinci maçında Fil Dişi ile Portekiz karşılaştı. Futbol adına hiçbirşey gerçekleşmedi maçta. Portekiz'in pozisyonu bile yoktu. Keita da son dakikalarda takımını hareketlendirdi ama sonuç gelmedi. İki taraf da bir puana razıydı maçın sonunda. Bu arada sürpriz bir şekilde Drogba yarım saat mücadele etti kırık kolla. Bizim bir tarafımız kırılsa 2 ay değil top oynamak evden çıkamayız doğru düzgün.



Günün son maçında Brezilya Kuzey Kore'yi zorlanarak geçti.  Brezilya temposunda düzeni bir türlü sağlayamadı ilk yarı boyunca. Kuzey Kore'de çok iyi bir direnç gösterdi. Brezilya'nın 2.yarının başındaki baskısı da sonucu getirdi. Elano'nun 1 gol 1 asisti var.

İyi futbol bugün de gelmedi. Yarın ilk maçlar geride kalacak. Şu ana kadar oynanan 14 maçın 12'si alt bitti. Durum gerçekten vahim. 2. maçta açılsalar bari.

15 Haziran 2010 Salı

WC 2010 | 4.Gün İtalya 1-1 Paraguay

Euro 2008'deki İspanya maçından beri bu maçı bekliyordum. Her ne kadar şampiyona elenilse de o turnuva felaket geçmişti İtalya için. Ve 2010 Dünya Kupasında tekrar kendilerini göstermeleri gerekiyordu. Daha önceden kadro yapısını, oyuncu tercihlerini yazmıştık. Bugün ilk sınav Paraguay önünde verildi.


Maça ; Buffon, Zambrotta, Cannavaro, Chiellini, Criscito, Montolivo, De Rossi, Pepe, Marchisio, Iaquinta ve Gilardino 11'yle başladı Lippi. Gattuso, Di Natale ve Camoranesi'nin sahada yer almaması ilginç bir tercihti kendi adıma. Umarım bu maçtan sonra kadro düzeni bir an önce oturur da gruptan çıkınca bocalamayız. Maça gelince; mücadele gücünün hat safhada olduğu bir karşılaşma izledik. Orta sahalar çarpıştı adeta. Daha çok ayakta kalan İtalya, hücumda biraz daha becerikli olsa 3 puanı cebine koymuştu. Sağda Camoranesi ve solda Pepe'nin çabaları takdire şayandı. Pirlo'suz İtalya geyiği çok döndü maç esnasında ama hakikaten bu takıma bir de Pirlo gerek. Onun "akıl dolu pasları" ve ne yaptığını bilen yapısı acilen lazım bu takıma. Son 10 dakikada hücumu ileriye yığmışken bir türlü açılamayan oyunlar ve dikine atılamayan paslar çıldırttı beni. Ayrıca köşe vuruşlarında ve yan toplarda da daha etkili olunması gerekir. Gol harici hiç tehlikesi yoktu neredeyse takımın. Ama savunmadaki Catenaccio ruhunu hala taşımaları sevindiriciydi. Turnuvalara iyi başlamak önemlidir ama iyi bitirmek daha da önemlidir gibi gecenin bu saatinde bulduğum vecizemle postu bitireyim.

İtalya: Gianluigi Buffon (Dk. 46 Federico Marchetti), Gianluca Zambrotta, Fabio Cannavaro, Giorgio Chiellini, Domenico Criscito, Riccardo Montolivo, Daniele De Rossi, Claudio Marchisio (Dk. 59 Mauro Camoranesi), Vincenzo Iaquinta, Alberto Gilardino (Dk. 73 Antonio Di Natale), Simone Pepe
Paraguay: Justo Villar, Carlos Bonet, Paulo Da Silva, Claudio Morel, Enrique Vera, Victor Caceres, Cristian Riveros, Aureliano Torres (Dk. 60 Jonathan Santana), Nelson Valdez (Dk. 68 Roque Santa Cruz), Lucas Barrios (Dk. 76 Oscar Cardozo), Antolin Alcaraz
Goller: Dk. 39 Alcaraz (Paraguay), Dk. 63 De Rossi (İtalya)
Sarı kartlar: Dk. 62 Caceres (Paraguay), Dk. 70 Camoranesi (İtalya)

14 Haziran 2010 Pazartesi

D - 4 | Hollanda 2-0 Danimarka


Yine tatsız tuzsuz bir maç geri kaldı. Ben bunu ilk maç olmalrına yoruyorum. İki takım da çok kontrollü başladı maça. Uzaktan şutlar dışında pozisyon da yoktu ilk 20 dakikada. Oyunun kontrolü Hollanda'da gibi görünse de bence Danimarkada'ydı. Çünkü Hollanda'ya hiç boş alan bırakmadıla. Üstüne 3 tane de kontra pozisyon sıkıştırdılar. Bunlardan biri golle sonuçlansa Danimarka'nın bu maçtan galibiyetle ayrılması içten bile değildi.

2. yarı şok bir golle başladı. Poulsen'in kendi kalesine attığı kafa golü Danimarka'yı çok zor durumda bıraktı. Çünkü forvette yeterli adamları yoktu. Bu dakikadan sonra istediklerini yapan takım Hollanda'ydı. Rakibe pozisyon da vermediler. Tempoyu istedikleri gibi ayarladılar. Ancak ben Hollanda'nın bu temposunu hiç beğenmedim. Robben'e ilerleyen maçlarda çok ihtiyaçları olacak.

Goller :
Dk. 46 Poulsen K.K
Dk. 85 Kuyt

WC 2010 | 3.Gün

3.Günün sonunda nihayet kupaya ısınmaya başladık. Bol gollü ilk maç ve puanların paylaşılmadığı ilk günü geçirdik. İlk maçta Slovenya, Cezayir'i 1-0 geçebildi ve Avrupa kıtasına ilk 3 puanı yazdırdı. İkinci maçta ise Sırbistan, Gana'ya 1-0 mağlup oldu. Puan alabilecekleri maçı Kuzmanovic katletti adeta ve penaltıdan verdiler maçı. Gana'nın ise mücadeleci ve hücumda da bir o kadar beceriksiz futbolu izleyene zevk veriyor. Ayrıca Appiah'ı uzun süre sonra sahada izlemek değişik geldi.

Günün beklenen maçında ise Almanya, Avustralya'yı çok rahat bir şekilde 4-0 ile geçti. Gol olmuyo yğeeaaa diyenleri sevindirdi Almanlar. Neill ve Kewell vesilesiyle desteklediğim Socceros ise tam anlamıyla dağıldı. Neill'in Klose'nin golündeki hatası içler acısıydı. Kanguruların TD'si Kewell'ı oyuna alıp riske sokmak istemedi sanırım. Bundan sonraki 2 maçı da kazansınlar adam olup. Almanların ise daha gideri var..

13 Haziran 2010 Pazar

Q7 Kartal Oldu...


Geldi gelmedi derken sonunda transfer gerçekleşti. Beşiktaş camiası için hayırlı olsun.

WC 2010 | 3.Gün


2.30 Cezayir - Slovenya
5.00 Sırbistan - Gana
9.30 Almanya - Avustralya

 


D - 2 | İngiltere 1 - 1 ABD

  
İngiltere'de yine forvet ve kaleci sıkıntısı... Yıllardır bir çözüm getiremediler İngilizler bu duruma. Kalede Seaman'dan sonra yerine başkasını koyamadılar. Forvet hattında da Shearer vardı galiba en son en sağlam santraforları olarak.

Maç şu ana kadar oynanan maçlar arasında en zevklisiydi bana göre. İngilizler genelde iyi başlarlardı turnuvalara. Bu sefer işler istekleri gibi gitmedi. Hatta Arjantin gibi son bölümlerde oyundan düştüler. ABD ise bize karşı 2. yarıda oynadıkları oyunun devamını getirdiler diyebilirim. Ezdirmediler kendilerini. Şu ana kadar oynanan maçlarda üstü yani 3 gol ve fazlasını henüz göremedik. 

12 Haziran 2010 Cumartesi

D-2| Arjantin 1 - 0 Nijerya


Herkesin hayalindeki Arjantin ilk 15 dakika dışında suya düştü. Arjantin gerçekten maça Messi önderliğinde mükemmel başladı. Sağlı sollu ataklar şutlar derken bir duran toptan Heinze ile golü buldular. Daha sonra da oyun dengelendi. Nijerya'nın hücum elemanları biraz daha yetenekli olsalar, ya da son paslar iyi yerlere gitse golü bulmaları içten değildi. 

Arjantin için 2 vahim durum gerçekleşti bu maçta. Birincisi her hücumda kafaları kaldırıp Messi'yi aramaları... Bunda belki biraz haklılar. Ama o kadar çok yetenekli adam varken sadece Messi'ye yüklenmek haksızlık olur. İkincisi ise son dakikalardaki düştükleri durum; skor 1-0 iken yani riskliyken kontra atak yemeleri ve savunma hattıyla hücum hattı arasında büyük bir boşluk olması... Arjantin elbette bu gruptan çıkacaktır. Fakat ilerleyen turlarda çok çok zor durumda kalabilirler.

D-2 | G. Kore 2 - 0 Yunanistan


G. Kore' yi hiç bu şekilde tahmin etmiyordum. Gayet şık ve sade bir oyunla ilk yarı ve ikinci yarının başlarında attıkları gollerle 2004 Avrupa Şampiyonu! Yunanistan'ı net bir skorla devirdiler.Yunanistan'ın 2004'ten sonra bu hallere düşmesi düşündürücü. Ama o kafa yapısıyla da aynı performansı sürdürmeleri beklenemezdi. Adamlar Karagöz- Hacivat, baklavadan sonra bizim savunamyı da kendilerine mal etmişler herlade. 

G. Kore oyuncuları biraz daha dikkatli olsalardı, özellikle Monaco'lu Park maçın 4-5 farklı bitmesi içten bile değildi. Yunanistan'ın en net pozisyonu 80. dakikada meydana geldi. Zevk vermeyen Yunanistan'ın ilk turda elenmesi çok iyi olur. 

Şimdi sıra grubun ve turnuvanın favori takımlarından biri olan Maradona'lı Arjantin'de...

WC 2010 | 2. Gün


                        12/06            Tahminler

2.30 G. Kore - Yunanistan    (2)

      5.00 Arjantin - Nijerya           (1- üst)

 9.30 İngiltere - ABD             (0)

D - 1 | Uruguay 0-0 Fransa


Dünya kupasının ikinci maçında da büyük hayal kırıklığına uğradık ve sevinen taraf olmadan ilk günü bitirdik. Birkaç gol pozisyonu gerçekleşen maçta kupanın ilk kırmızı kartı çıktı. Onun harici hiç bir kayda değer gelişme olmadı. Forlan'ın kaçırdığı pozisyon ise son maçlarda aranabilir.

Fransa'nın kadro tercihi sanırım dünya kupasından sonra çok eleştirilir. Formda ve güçlü forvetlere sahipken böylesine gol sıkıntısı yaşaması açıklanabilir türden değil. Uruguay'ın ise tabiri caizse "bloklar arası kopukluğu" ve uyumsuzluğu toplu halde hücumunu engelledi. Hep kontrataklarla gol aradı ama Forlan ve Suarez'in bireysel çabaları buna yetmedi.

Saat 21'de oynanan maçlarda vuvuzela "kafa" etkisi yapacak sanırım, benim uykum geldi bir ara..

11 Haziran 2010 Cuma

D -1 | G.Afrika 1-1 Meksika


2010 Dünya Kupası bugün resmen başladı ve hasret bitti. Öncelikle bu hasreti çeken tüm sporseverlere hayırlı olsun. Kupanın ilk maçında Ev sahibi Afrika, Meksika ile 1-1 berabere kaldı. 2006'da da olduğu gibi Tedaş'ın kalleşliği yüzünden maçın ilk yarısının büyük çoğunluğunu kaçırdım. Oyuna hızlı ve istekli başlayan Meksika aradığı golü bulamazken, bu etkili oyunda pay sahibi olan Gio küçük bi tebessüm bıraktı bünyede.

Maçın ilk golü 55'te Tshabalala'nın ayağından geldi. Meksika buna karşılık tüm kozlarını oynadı. Hala yaşadığına inanamadığım Blanco'yu bile oyuna aldılar. Yoğun baskı sonucu gol 79'da Marquez'den geldi. Kalan sürede G.Afrika'nın bir topu direkten dönse de başka gol olmadı ve kupanın ilk maçında puanlar paylaşıldı. Vuvuzela için birşey yazmak istemiyorum. Konfederasyon kupasında onlar da prova yapmış heralde. Bu sefer gürültü daha çok gibi geldi bana..

The Classic - Game 4| Boston Celtics 96 - 89 LA Lakers


Aslında Ado yazsa bu maçı daha iyi olurdu izleyen birisi olarak...
Serinin 3. maçını zaman bulamadığım için yazamadım. Gece oynanan maça da uyanaamadım. Sadece son 3 dakikasını izleyebildim. O zaman da iş işten geçmişti. Yorumlara bakacak olursak maçı Davis ve Robinson ikilisi almış Boston adına. Ray Allen'daki şut istikrarsızlığı sürüyor 2. maçtan sonra.  Bu gibi durumlarda bench devreye girmeli, girmiş de bu maçta. Lakers'da da Bynum sakatlanmış. Çok önemli bir adam Lakers için. Serinin şekli değişebilir o olmazsa. Durum şu anda 2-2. Serinin en önemli maçı pazar gecesi oynanacak. Lakers alırsa bu iş biter. Boston alırsa 7. maça kadar yolu var. Şu ana kadar da 2 maç üst üste kazanan olmadı.



TT Arena...


Askere gitmeden önce tribünlerin tek katı tamamlanmıştı. Şimdi bakıyorum da bitmiş olmuş. Bu nasıl bir güzelliktir böyle...

Başlıyor...


Afrika'daki futbol ateşi sonunda bugün yanıyor. İlk maç ev sahibi G.Afrika'yla benim her zaman sempati duyduğum takımlardan biri Meksika arasında. Vuvuzelalı ilk maç olacak. Sabırlarla geçecek büyük ihtimal bu kupa.

10 Haziran 2010 Perşembe

İtalya @ Güney Afrika #2

Şampiyon İnter'den tek bir kişi dahi olmaması ve Roma'dan sadece bir kişinin kadroda olması ilginç bir durum. Savunma ve orta saha uyumu her zaman olduğu gibi İtalya'ya başarıyı bir türlü getirir. Gol her türlü atılır zaten.

14/06 Paraguay

20/06 Yeni Zelanda

24/06 Slovakya

İtalya @ Güney Afrika

***
***
***

İtalyanlar belki de tarihinin en zayıf kadrosuyla Güney Afrika'da. Başlarındaki 2006'yı kazandıran Lippi tek güvenceleri. Kadro seçimiyle çok eleştirilse de(ben dahil) bu takım onun ve herşeyi bekleyip görmek zorundayız. 2006'da Calciopoli skandalıyla çalkalanan İtalya'yı hiç beklenmedik bir şekilde şampiyon yaptı ve bu sene ona dayanarak şapkadan tavşan çıkartmak zorunda. Kadroya Del Piero'yu almayarak gözümden düşen adamın birşeyler yapması şart.

Tek kreatif oyuncu olan Pirlo'nun sakatlanması kupa öncesi moralleri bozsa da Lippi onu kadrodan çıkarmadı. Doktorlar turnuvanın üçüncü maçına yetişeceğini söylüyorlar. Bu da demek ki Lippi gruptan çıkmayı kolay lokma olarak görüyor. Bunun yanında da asla favori olmadıklarını, hatta İtalya'nın bundan daha önce hiç favori olduğunu hatırlamadığını ama 4 kupa sahibi olduklarını söylüyor. Dünya Kupası apayrı bir turnuva, önceki hazırlık maçları, kadrolar falan teferruat diyor yani kısacası.

Catenaccio hatrına bu kupada da Azzurri!

7 Haziran 2010 Pazartesi

The Classic - Game 2 | LA Lakers 94 - 103 Boston Celtics



Seri şimdi final havasına girmeye başladı. Boston bu galibiyetle saha avantajını ele geçirdi. Maçta olağan dışı şeyler yaşandı. Boston uzunlarının ve Kobe'nin  henüz ilk periyottan itibaren faul problemine girmesi, Ray Allen'in rekoru ve Rondo'nun triple - double'ı.

İlk maçın aksine iki takım da sert savunmalarıyla maça başladı. Ama ilk periyodun sonlarına doğru Boston Ray Allen'ın şutlarıyla oyuna hakim olmaya başladı. Devre de bu şekilde devam etti. Ray Allen'ın ilk yarıda attığı 7 üçlük NBA tarihinde bir rekor oldu. Bu performans Boston pota altı etkinliğini de bir şekilde unutturdu.

2. yarıda Ray Allen durdu. Lakers biraz kendine geldi Gasol'un aktifliğiyle. Glen Davis ve Rondo da Boston'ı taşımaya devam etti. Kobe'nin gereksiz zorlamaları da maçı Boston'a getirdi. Maçın en kritik anı bana göre Boston koçu Doc Rivers'in bitime dakikalar kala saha içine girerek aldığı molaydı ki o anda Rondo topu kendi yarı sahasından çıkaramamıştı ve top Lakers'a geçecekti. Bu da bir koçun maça ne kadar konsantre olduğunun göstergesidir. Garnett de benim için hayal kırıklığı olmaya devam ediyor. Ben askerdeyken bu herif basket oynamayı unutmuş.

4 Haziran 2010 Cuma

The Classic - Game 1 | LA Lakers 102-89 Boston Celtics


Vatani görevimiz yüzünden yaklaşık 6 aydır birşey yazamıyordum. Askerlik bitti kendime de yavaş yavaş geliyorum. Tam zamanında gidip geldiğimi düşünüyorum. Gerek geçen sezon Galatasaray'ın form durumu, gerekse dönüşte NBA finallerinin, Dünya Kupasının ve KPSS' ye denk gelmem benim için büyük bir şans. 

Dün gece NBA finallerinin ilk maçı oynandı ve uzun süredir gece kalkıp maç izlediğimi hatırlamıyorum. Maça geçecek olursak beklentimin çok çok altında bir başlangıç oldu final için.Belki de bu durum henüz ilk maç olduğu içindir. Maça Boston iyi başladı gibi gözükse de Lakers hemen ipleri eline aldı. Hem savunmadaki çabaları, hem de hücumda pota altını çok iyi kullanmaları ortaya böyle farklı bir sonuç çıkardı. Dedim ya uzun süredir NBA maçı izleyemiyordum diye. Bynum da kim diyordum ama gördüm ki bu adam Lakers için oldukça önemliymiş. Oyunda olduğu dakikalarda resmen Garnett'i ezdi geçti. Kobe için söylenecek pek birşey yok zaten. 

Boston beni tam anlamıyla hayal kırıklığına uğrattı. Bu takım  Cleveland ve Orlando'yu eleyerek buraya kadar nasıl gelmiş şaşırdım doğrusu. Ama onlar da bu şoku atlatıp önümüzdeki maçlarda oyuna daha çok asılacaklardır. Kalbimiz Boston diyor ama şu an için mantık LA Lakers...


Related Posts with Thumbnails