30 Aralık 2009 Çarşamba

Bir İfade Biçimi : Pankart #11


Türk Telekom maçında boş tribünlerde açılan 'ultrAslan sultAns' grubunun el emeği göz nuru pankartı.

"fırtınalar seni sevmemize engel olamaz,
ölene kadar Galatasaray!"

23 Aralık 2009 Çarşamba

Ferrari'sini Satan Schumi!

Ve en büyük efsane Michael Schumacher F1'e geri döndü. Ama bu kez o kırmızı Ferrari'sinin içinde değil. Senelerce rekabet ettiği Mercedes'in içinde. Onu başka arabada izlemek başka bir heyecan olacak ama aynı tadı vereceğini sanmıyorum. Sanki ben onun sürüş yeteneklerine değil de Ferrari'nin o kan kırmızısı rengine hastaydım. Öyle hatırlıyorum. Çocukluğum o arabayı takip etmekle geçti lan. Hele ki yağmur lastiği takılınca arabaya, sen ne giderdin be Schumi!

22 Aralık 2009 Salı

Kırmızı Forma



Bu senenin ortasında kırmızı forma çıkacağı sene başından beri belliydi. Çıkınca en güzel forma o olacaktı. Çünkü sene başında çıkanlar hiç beğenilmemişti "parçalı" dahil olmak üzere. Biraz önce u/M 'da bu fotoyu gördüm. Sanırım ilk resmi çıkmış piyasaya. Mor formanın kumaşına benziyor.


Bu 2 sene öncesinin formasına sahip olanlar ise burun kıvırmışlardı yeni kırmızı formaya bile. Şimdi bir daha baksınlar artık yeni formaya. Ateş kırmızısı yerine, vişneye çalan tok kırmızı bence de iyi bir seçim. Hele ki o parlak kumaşta daha iyi olacaktır. Çıksa da alsak artık.

Forma Kaynak : GS Formaları Blog

Edit : Postu girdim ve çıktı hemen forma çok ilginçtir :)

21 Aralık 2009 Pazartesi

Nice Yıllara Esra #55!

Aktif olarak hala parkelere ayak basan en güzel basketbolcunun doğum günü bugün. Bu gözlerin görüp görebileceği en iyisi sanırım.


Birlikte nice sarı kırmızı yıllara..

Catenaccio Blog 1 Yaşında!


21 Aralık 2008 tarihinde başlamıştım bloga. İlk başta amaçsız yazılar yazmak için ya da içimde kalacağına bi yerde yazılı olsun diye başladığım blog 1 sene sonunda aldı başını gitti. Tahmin etmezdim açıkçası bu kadar bağlanacağımı. Ama öyle bir sardım ki blog alemine, gazete okumamaya tv izlememeye başladım. Zaten oradakiler yavaş yavaş bloglara gelmeye başlamıştı. Ayrıca bloggerların her zaman birbirini koruyup kollaması, doğru bilgiye her zaman daha kolay ulaşılmasını sağladı. Zaten bu sıcak ortam alternatif basını kendi kendine yarattı. Blogger arkadaşlara tek tek teşekkür ediyorum bu ortamın oluşmasında sağladıkları etki için.

Yazılarımız hep özgürce, içimizden geldiği gibi oldu. Popülaritemizi arttırmak için ya da diğer bloglara uyum sağlamak için değil kendimizi tatmin etmek için yazdık hep. Bu konuda bizim de söyleyeceğimiz birşeyler var demek için. Zaman zaman sert şeyler yazsak da, içimizden öyle geldiği için yazmışızdır. Bu 1 sene içinde bir hatamız kusurumuz olduysa affola. Bizden yana derdi, önerisi, tebriği veya şikayeti olan varsa, buyursun yorum kısmına bıraksın. 1.yaş günümüz kutlu olsun böylelikle..

selametle...

20 Aralık 2009 Pazar

Guardiola 6 - 0 Dünyalılar


Bir sezonda 6 kulvarda yarışabilmek bile müthiş bir başarıyken, bu 6 kupayı birden kazanmak hayvani bir rekordur. Sene içinde hep dedim bu Barca uzay futbolu oynuyor diye. Gerçekten öyle olmalı ki zaten bu dünyada geçen sene onları geçebilen olmadı.

Dün de Veron'un takımı Estudiantes'i uzatmalarda geçip Fifa Club World Cup'ı da kazandılar. Carrusca'nın sakatlığı sebebiyle oynamaması maçı pek etkilememiştir heralde.

Bir İfade Biçimi : Pankart #10

Sözleşmesinin bitmesine yarım sezon kala Galatasaray tribününde açılan bir pankart. Kewell bu pankarta bir gol ve müthiş bir dans ile karşılık verdi.

stay with us Harry Kewell!

Alpaslan Dikmen (1965 - ∞)


Sensiz 2.doğum günün.

bir yanı mezara gömdük senle,
çok severmişiz meğerse...

Galatasaray 1-0 Gençlerbirliği


Her maça çok hızlı başlıyoruz. Rakip daha ne olduğunu anlamadan sayısız gol kaçırıyoruz. Maçın başında fırtına gibiyiz adeta. Ama bu esnada kaçırdığımız gollerin haddi hesabı yok. Oyunun güzelliği yüzünden kimse bu kaçırdığımız gollere üzülmüyor bile. Özellikle Kewell Manisa ve İBB maçının başlarında çok gol kaçırmıştı. Bunları atsak maçı ilk devreden koparıp rahat bir oyun sergileyeceğiz. Ama yok illa ki gerilim yaşatacak bunlar bize.

Elano'nun maç boyu gezinip yokları oynadığı, Rijkaard'ın ise onu oyunda tutma kararlılığı ilginç anektodlardı. Elano'nun tek gözüktüğü sahnede golün gelişimine büyük katkı sağlaması çok güzel fakat bu attığı pasların sayısını çoğaltıp 90 dakika içine yayması daha güzel olacak diye düşünüyorum. Olacak o adamdan, az daha sabredelim. Ayrıca dün dikkatimi bir de Caner çekti. Geldiğinden beri ilk defa onu stepne gibi değil de Galatasaraylı gibi hissettim. Oynadıkça takıma alışacaktır. Bu performansını sürdürürse solda kalır ve sağ bekte Sabri'nin yerine Uğur'u koydurur Rijkaard'a.

Bir kaç söz de Kewell için. O duruşun, o gülüşün, o vuruşun, o dansın... Son 10 yıldır bu topraklara gelen, bizi heyecanlandıran tek adamsın. Gitme de biraz daha izleyelim sonra anlatalım seni Oz büyücüsü!

19 Aralık 2009 Cumartesi

UEFA Avrupa Ligi 2.Tur

Tahminim tutmadı canım sağolsun yine. Ters bir rakip geleceğini düşündüğüm için Lille demiştim o da Fenerbahçe'ye geldi. Bize Lille'in aksine daha açık futbol oynayan, hatta futbol oynamaya çalışan Leo Franco'nun eski takımı Atletico Madrid geldi. Real Madrid nefretim sebebiyle hep bir sempati beslemişimdir bu takıma. Agüero, Forlan ve Maxi gibi yıldızları var ama bu sezon inanılmaz kötüler. Herkesin aksine rahat bir şekilde geçebileceğimizi düşünüyorum. Sonraki turda ise rakibimiz Everton-Sporting Lizbon galibi olacak. Böylesine zorlu bir kupada iyi sayılabilecek bir kura. Hayırlı olsun.

18 Aralık 2009 Cuma

UEFA Avrupa Ligi Kura Tahmini


İki Türk takımının da son maçlara kalmadan grup liderliğini garantilediği bir Avrupa serüveni yaşıyoruz. Hiç bir zaman tutturamasam da yine bir kura tahmini yapıyorum. Bir D-Smart klişesi olarak hedef Hamburg'da final. Yolumuz açık olsun.

Galatasaray - Lille

Fenerbahçe - Kopenhag

16 Aralık 2009 Çarşamba

Roberto Carlos Corinthians'da!




Türkiye'ye geliş sebebi her ne kadar belli olsa da, burada futbol adına olumlu bir şey yapmasa da, geldiği adres ters olsa da, memleketten Roberto Carlos geçti derim. Rüya gibi izlediğimiz efsane Brezilya kadrolarının 6 numarası, Los Galacticos'un 3 numarası, 97 konfederasyon kupasındaki o bir türlü açıklanamayan golün sahibidir sonuçta. Ronaldo'ya selam söyle..

12 Aralık 2009 Cumartesi

Antalyaspor 2-3 Galatasaray

Horozmania'nın askere gitmesi ve benim vizelerim sebebiyle blogla ilgilenemedik. Bugün Diyarbakır'a uçan Horozmania, UEFA kupasının 10.yıldönümünde terhis olacak. Buradan da ona hayırlı teskereler diyelim.

2-0 geriye düştüğümüz maçı 3-2 çevirmek güzel olay. Yine forvetsiz çıktık maça. Rijkaard savunma göbeğinde bu kez Hakan Balta'yı oynattı. Yediğimiz goller evlere şenlik. Ayrıca deplasman tribünü bilet fiyatını 75 tl yapan Antalyaspor yönetimine de selamlar. Böyle geriden gelinip kazanılan maçlar, takımın kendine güvenini getirir. 3puandan daha fazlasını kazandık dün.

10 Aralık 2009 Perşembe

GÜLYAZI 4'ÜNCÜ J. SNR. TB. K.LIĞI ULUDERE GÜLYAZI ŞIRNAK


Bu bir veda yazısı değildir...

Vatani görev zamanı...

Blog diğer yazarlara emanet artık...

Siz yine de hakkınızı helal edin...

Kalın sağlıcakla.....


Yıllar sonra gelen edit: Askerliği ya da herhangi bir görevi oraya çıkmış olan arkadaşlar;

İçinizi ferah tutun, güzel bir köye gidiyorsunuz...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Galatasaray 1-1 İBB | Hakemle Değil Rakiple Oynamak Lazım...



Eskişehir, Manisa, İBB... Hepsinde öne geçip skoru koruyamamışız. Sene başında yaptığımız güzel birşey vardı maçların son yarım saatinde. Öne geçip olabildiğince pas yapıp topu elimizde tutmak... Tabi bunda rakiplerin kondüsyonu da ön plandaydı. Diğer takımlardan önce sezonu açmamız fark yaratıyordu sene başında. Sezon ortası geldikçe bu durum dengelendi doğal olarak. Tempoda da düşüş görülür oldu yoğun maç programında. Neyse ki devre arasına pek birşey kalmadı. 2. yarıyla beraber tekrar eski temposuna kavuşacağını düşünüyorum.

Maçtan önce herkes 3 puanı cepte görüyordu İBB'nin eksiklerini düşününce. Liderlik de garantiydi yani. Maç içinde de durum böyleydi. Ta ki 80. dakikaya kadar. Ne olduysa ondan sonra oldu. Takımda ve seyircide bir panik havası başladı. 2. golü bulsak maç çoktan kopmuştu. Bu durum bana Hamburg maçını hatırlattı. O maçta da Hamburg'un golünün geleceği aşikardı. Tıpkı dün geceki gibi.



Dünkü paniğin en önemli nedeni maçın hakemidir bana göre. Hakemin kararlarını tartışmak saçma elbette bu saatten sonra. Basın şimdi hakem Galatasaray'ın golünü, penaltısını mı vermedi diyor ona çok gülüyorum. 22 Nisan 2006 tarihindeki 4-0'lık Fenerbahçe - Galatasaray maçından sonra sanırım Adnan Polat'ın bir açıklaması vardı. " Hakem ince ince doğradı" bizi diye. Dünkü maç da aynı bu şekildeydi. Takım hakemle uğraşacağına oyununu oynamaya çalışsa skor böyle olmayabilirdi. Oldukça zor tabi o kararlardan sonra top oynamak. Geçen sene düşüşe geçtiğimiz maçı hatırlayın. 2. yarının ilk maçı olan Sivasspor... O maçta da takım rakip yerine hakemle mücadele etmişti. Yönetimin açıklamalarıyla soğuk bir savaş başlamıştı federasyonla aramızda. Ondan sonraki birkaç haftada aynı şekilde geçti. Ligden koptuk.

Maçla ilgili yazacak pek birşey bulamadım doğrusu. Ben takımın oyunundan da memnunum. Hele ki Eskişehirspor- Fenerbahçe, Beşiktaş - Diyarbakır maçlarını izledikten sonra... Biraz iddialı olacak ama bu seneki en büyük rakimiz kendimizdir bence. Sağlıklı ruh haliyle mücadele edersek bu ligde kazanamayacağımız maç yok. Tabi diğer faktörler de futbolun içinde var.

Bol örnekli bir yazı oldu. Son olarak " Baros çabuk iyileş" demek istiyorum. Baros'a kaçırdığı gollerden laf edenler şimdi görmüşlerdir takımın vazgeçilmezi olduğunu... 


Hüseyin!



Biraz sakinleşelim hele...

6 Aralık 2009 Pazar

UEFA-Yılın Takımı Anketi


Uefa tarafından başlatılan yılın takımı anketi. Her mevkiyi tek tek açıklamaya gerek yok. İçimden bunlar geldi bunları seçtim.

Van Der Sar
Maicon-Puyol-Terry-Evra
Xavi-C.Ronaldo-Iniesta-Diego
Messi-Dzeko

Juventus 2-1 Inter Milan

Juventus büyük maçlarda konsantrasyonunu hep en üst seviyede tutar. Ne kadar kötü giderse gitsin, büyük maçlarda bir başka oynar. Son iki maçında Bordeaux ve Cagliari'ye 2-0 yenilmeleri, kendilerine olan güvenleri sarssa da, en büyük rakibi Inter'i ağırlayacak olmaları onlara ekstra bir motivasyon sağlamış.

Erken öne geçmenin sonucu olarak Giovinco ve Trezeguet oyuna dahil olamadı. Beklenenin aksine Del Piero da etkisiz kaldı. Sissoko ve Melo'nun birlikte oynaması orta sahayı Juve'ye kazandırdı. Galibiyeti getiren gol ise Marchisio'dan geldi. Topu kontrolü, çalımı ve vuruşu Del Piero ayarında. Genç Ferrara, tribündeki Mourinho'yu alt etti sonunda.

5 Aralık 2009 Cumartesi

Nihat Kahveci...| Nereden Nereye





Bu 2 fotoğraf herşeyi özetliyor...

4 Aralık 2009 Cuma

Charlize Theron




Sana kırmızı çok yakışıyor...

Dünya Kupası 2010 | Kuralar



Oynamadığımız kupanın kuraları çekildi.

A ve G Grupları ilginç olacak gibi gözüküyor. Yıllardan beri Meksika'ya sempatim vardır. O  yüzden Viva Meksika diyorum. Adozzi de Forza Italia diyecektir muhtemelen.:)

Grupları detaylı incelemek için çok erken. Hele bir Haziran ayı gelsin.

Başımız Sağolsun...



28.11.2009 tarihinde oynanan Karşıyaka - Galatasaray maçına gitmek için yola çıkan İrfan Tezbaşaran kardeşimizin karşıdan karşıya geçtiği sırada geçirdiği talihsiz kaza sonucunda kaldırıldığı hastanede, yoğun bakımda tedavisine devam edilmekteydi.
 
Yaşaması için gösterilen tüm uğraşlara rağmen maalesef İrfan Tezbaşaran kardeşimizi kaybettiğimizi derin bir üzüntü içerisinde öğrenmiş bulunuyoruz.
 
Bu genç yaşta aramızdan ayrılmasının acısını yüreklerimizde hissediyoruz.
 
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, sözün tükendiği yerdeyiz.
 
Merhuma Yüce Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve tüm camiamıza sabır diliyoruz.
 
Mekanı cennet olsun, başımız sağolsun.
 

Mor Menekşe 1-0 Yeşil Yonca



Kuralar çekildiğinde grubu 13 puanla tamamlarız diye düşünüyordum. Son maçlar oynanmadan bu puana ulaştık ve liderliği garantiledik.Bu aslında Türk takımları için alışıldık bir durum değil. Bir gün öncesinde Fenerbahçe liderliği garantilemiş, sonrasında da biz. Fakat nedense bu başarı basın tarafından pek sallanılmıyor bu kupayı küçümsediklerinde midir nedir. Bir sonraki turda Liverpool, Bayern Münih gibi takımlar geldiğinde uyanırlar umarım.




Zor bir dönemden geçiyoruz. Manisa beraberliği, Bursa mağlubiyeti derken Rijkaard'ın kredisi bile sorgulanmaya başlamıştı ülkemizde. Hatta eşinin rahatsızlanıp erken doğum yaptığında onun yanına gitmesi bile eleştirilmişti. Maalesef Türkiye'de futbol hayatın önüne geçiyor işte. Pana maçında alınacak bir mağlubiyet işleri iyice kötüye götürecekti. Neyse ki olmadı da lider bitirdik grubu.

Maça değinecek olursak, son zamanlardaki maçlardan farklı olarak 3'lü orta sahada Elano vardı dün akşam. Arda sağda, Kewell herzamanki gibi yine solda görev aldı. Elano'nun orada oynuyor olması hücümda pozitif yönde etkiler diye düşünmüştüm ama Elano pek sorumluluk almadı maç içerisinde. Ama savunma anlayışındaki hırsı görülmeye değerdi. Hele ki ilk yarıda yediğimiz bir kontrada son adam olarak müdehalesi hücumcu bir Brezilyalı'da görülmeyecek cinstendi. Maçın başında kontrol ele alınmıştı. 35. dakikada topla oynama yüzdelerine baktığımızda 65e 35'ti. Fakat Arda'nın sağdan birkaç bindirmesi dışında pek üretken olamadık. Arda'da gözle görülür bir değişiklik vardı bu maçta. Kafa olarak daha bir rahattı sanki. Sahada istediği hareketleri yapabildi. Fakat kendisinin dikkat etmesi gereken en önemli şey fiziği. Giderek şişiyor sanki.




2. yarıda yardımımıza yine duran top yetişti. Mustafa Sarp olması gereken yerdeydi her zaman olduğu gibi. Skorda avantajı yakaldıktan sonra sene başından beri hastalığımız olan durgun bir döneme girdik. Servet'le Mehmet Topal'ın bir anlık hataları pahalıya maloluyordu neredeyse. Neyse ki hatalar telafi edildi. Grup liderliği bize Gökhan Zan'a mal oldu. Uzun süreden beri omzundan sakatlanmıyordu. Kötü oldu bu. Emre Güngör de fırsattan istifade biran önce iyileşip kendini göstermeli artık.

Son olarak tribünlere değinecek olursak, ki değinilmeyecek gibi değil; artık şu tezahurat karmaşasına ve zamanlarına ayar verilmeli diye düşünüyorum. Avrupa maçlarında bir gelenek halini aldı Gençlik Marşı Uefa Kupası Finalindeki önemi nedeniyle. Fakat maç başlamış 2. dakika sen bu marşa girersen olmaz. O zaman hiç bir önemi ayrıcalığı da olmaz zaten. Dakika 30; takım tüm kontrolü ele almış başlıyoruz "Sen var ya sen" ya da "ekmeği tuza banıp" böyle tezahuratların takımı ateşlendirdiğini hangi mantıklı insan düşünebilir ki. Dakika 60 olmuş takım 1-0 öndeyiz, baskı yiyoruz, saate baktım 70e kadar "ölüm varmış korku varmış" söylendi. Tribün konusunda sonumuz hayrola diyebiliyorum sadece.

3 Aralık 2009 Perşembe

Gala - Pana



Galatasaray - Panathinaikos
saat 10:05
Star Tv

Yeni bir başlangıç için....
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Related Posts with Thumbnails