30 Aralık 2009 Çarşamba

Bir İfade Biçimi : Pankart #11


Türk Telekom maçında boş tribünlerde açılan 'ultrAslan sultAns' grubunun el emeği göz nuru pankartı.

"fırtınalar seni sevmemize engel olamaz,
ölene kadar Galatasaray!"

23 Aralık 2009 Çarşamba

Ferrari'sini Satan Schumi!

Ve en büyük efsane Michael Schumacher F1'e geri döndü. Ama bu kez o kırmızı Ferrari'sinin içinde değil. Senelerce rekabet ettiği Mercedes'in içinde. Onu başka arabada izlemek başka bir heyecan olacak ama aynı tadı vereceğini sanmıyorum. Sanki ben onun sürüş yeteneklerine değil de Ferrari'nin o kan kırmızısı rengine hastaydım. Öyle hatırlıyorum. Çocukluğum o arabayı takip etmekle geçti lan. Hele ki yağmur lastiği takılınca arabaya, sen ne giderdin be Schumi!

22 Aralık 2009 Salı

Kırmızı Forma



Bu senenin ortasında kırmızı forma çıkacağı sene başından beri belliydi. Çıkınca en güzel forma o olacaktı. Çünkü sene başında çıkanlar hiç beğenilmemişti "parçalı" dahil olmak üzere. Biraz önce u/M 'da bu fotoyu gördüm. Sanırım ilk resmi çıkmış piyasaya. Mor formanın kumaşına benziyor.


Bu 2 sene öncesinin formasına sahip olanlar ise burun kıvırmışlardı yeni kırmızı formaya bile. Şimdi bir daha baksınlar artık yeni formaya. Ateş kırmızısı yerine, vişneye çalan tok kırmızı bence de iyi bir seçim. Hele ki o parlak kumaşta daha iyi olacaktır. Çıksa da alsak artık.

Forma Kaynak : GS Formaları Blog

Edit : Postu girdim ve çıktı hemen forma çok ilginçtir :)

21 Aralık 2009 Pazartesi

Nice Yıllara Esra #55!

Aktif olarak hala parkelere ayak basan en güzel basketbolcunun doğum günü bugün. Bu gözlerin görüp görebileceği en iyisi sanırım.


Birlikte nice sarı kırmızı yıllara..

Catenaccio Blog 1 Yaşında!


21 Aralık 2008 tarihinde başlamıştım bloga. İlk başta amaçsız yazılar yazmak için ya da içimde kalacağına bi yerde yazılı olsun diye başladığım blog 1 sene sonunda aldı başını gitti. Tahmin etmezdim açıkçası bu kadar bağlanacağımı. Ama öyle bir sardım ki blog alemine, gazete okumamaya tv izlememeye başladım. Zaten oradakiler yavaş yavaş bloglara gelmeye başlamıştı. Ayrıca bloggerların her zaman birbirini koruyup kollaması, doğru bilgiye her zaman daha kolay ulaşılmasını sağladı. Zaten bu sıcak ortam alternatif basını kendi kendine yarattı. Blogger arkadaşlara tek tek teşekkür ediyorum bu ortamın oluşmasında sağladıkları etki için.

Yazılarımız hep özgürce, içimizden geldiği gibi oldu. Popülaritemizi arttırmak için ya da diğer bloglara uyum sağlamak için değil kendimizi tatmin etmek için yazdık hep. Bu konuda bizim de söyleyeceğimiz birşeyler var demek için. Zaman zaman sert şeyler yazsak da, içimizden öyle geldiği için yazmışızdır. Bu 1 sene içinde bir hatamız kusurumuz olduysa affola. Bizden yana derdi, önerisi, tebriği veya şikayeti olan varsa, buyursun yorum kısmına bıraksın. 1.yaş günümüz kutlu olsun böylelikle..

selametle...

20 Aralık 2009 Pazar

Guardiola 6 - 0 Dünyalılar


Bir sezonda 6 kulvarda yarışabilmek bile müthiş bir başarıyken, bu 6 kupayı birden kazanmak hayvani bir rekordur. Sene içinde hep dedim bu Barca uzay futbolu oynuyor diye. Gerçekten öyle olmalı ki zaten bu dünyada geçen sene onları geçebilen olmadı.

Dün de Veron'un takımı Estudiantes'i uzatmalarda geçip Fifa Club World Cup'ı da kazandılar. Carrusca'nın sakatlığı sebebiyle oynamaması maçı pek etkilememiştir heralde.

Bir İfade Biçimi : Pankart #10

Sözleşmesinin bitmesine yarım sezon kala Galatasaray tribününde açılan bir pankart. Kewell bu pankarta bir gol ve müthiş bir dans ile karşılık verdi.

stay with us Harry Kewell!

Alpaslan Dikmen (1965 - ∞)


Sensiz 2.doğum günün.

bir yanı mezara gömdük senle,
çok severmişiz meğerse...

Galatasaray 1-0 Gençlerbirliği


Her maça çok hızlı başlıyoruz. Rakip daha ne olduğunu anlamadan sayısız gol kaçırıyoruz. Maçın başında fırtına gibiyiz adeta. Ama bu esnada kaçırdığımız gollerin haddi hesabı yok. Oyunun güzelliği yüzünden kimse bu kaçırdığımız gollere üzülmüyor bile. Özellikle Kewell Manisa ve İBB maçının başlarında çok gol kaçırmıştı. Bunları atsak maçı ilk devreden koparıp rahat bir oyun sergileyeceğiz. Ama yok illa ki gerilim yaşatacak bunlar bize.

Elano'nun maç boyu gezinip yokları oynadığı, Rijkaard'ın ise onu oyunda tutma kararlılığı ilginç anektodlardı. Elano'nun tek gözüktüğü sahnede golün gelişimine büyük katkı sağlaması çok güzel fakat bu attığı pasların sayısını çoğaltıp 90 dakika içine yayması daha güzel olacak diye düşünüyorum. Olacak o adamdan, az daha sabredelim. Ayrıca dün dikkatimi bir de Caner çekti. Geldiğinden beri ilk defa onu stepne gibi değil de Galatasaraylı gibi hissettim. Oynadıkça takıma alışacaktır. Bu performansını sürdürürse solda kalır ve sağ bekte Sabri'nin yerine Uğur'u koydurur Rijkaard'a.

Bir kaç söz de Kewell için. O duruşun, o gülüşün, o vuruşun, o dansın... Son 10 yıldır bu topraklara gelen, bizi heyecanlandıran tek adamsın. Gitme de biraz daha izleyelim sonra anlatalım seni Oz büyücüsü!

19 Aralık 2009 Cumartesi

UEFA Avrupa Ligi 2.Tur

Tahminim tutmadı canım sağolsun yine. Ters bir rakip geleceğini düşündüğüm için Lille demiştim o da Fenerbahçe'ye geldi. Bize Lille'in aksine daha açık futbol oynayan, hatta futbol oynamaya çalışan Leo Franco'nun eski takımı Atletico Madrid geldi. Real Madrid nefretim sebebiyle hep bir sempati beslemişimdir bu takıma. Agüero, Forlan ve Maxi gibi yıldızları var ama bu sezon inanılmaz kötüler. Herkesin aksine rahat bir şekilde geçebileceğimizi düşünüyorum. Sonraki turda ise rakibimiz Everton-Sporting Lizbon galibi olacak. Böylesine zorlu bir kupada iyi sayılabilecek bir kura. Hayırlı olsun.

18 Aralık 2009 Cuma

UEFA Avrupa Ligi Kura Tahmini


İki Türk takımının da son maçlara kalmadan grup liderliğini garantilediği bir Avrupa serüveni yaşıyoruz. Hiç bir zaman tutturamasam da yine bir kura tahmini yapıyorum. Bir D-Smart klişesi olarak hedef Hamburg'da final. Yolumuz açık olsun.

Galatasaray - Lille

Fenerbahçe - Kopenhag

16 Aralık 2009 Çarşamba

Roberto Carlos Corinthians'da!




Türkiye'ye geliş sebebi her ne kadar belli olsa da, burada futbol adına olumlu bir şey yapmasa da, geldiği adres ters olsa da, memleketten Roberto Carlos geçti derim. Rüya gibi izlediğimiz efsane Brezilya kadrolarının 6 numarası, Los Galacticos'un 3 numarası, 97 konfederasyon kupasındaki o bir türlü açıklanamayan golün sahibidir sonuçta. Ronaldo'ya selam söyle..

12 Aralık 2009 Cumartesi

Antalyaspor 2-3 Galatasaray

Horozmania'nın askere gitmesi ve benim vizelerim sebebiyle blogla ilgilenemedik. Bugün Diyarbakır'a uçan Horozmania, UEFA kupasının 10.yıldönümünde terhis olacak. Buradan da ona hayırlı teskereler diyelim.

2-0 geriye düştüğümüz maçı 3-2 çevirmek güzel olay. Yine forvetsiz çıktık maça. Rijkaard savunma göbeğinde bu kez Hakan Balta'yı oynattı. Yediğimiz goller evlere şenlik. Ayrıca deplasman tribünü bilet fiyatını 75 tl yapan Antalyaspor yönetimine de selamlar. Böyle geriden gelinip kazanılan maçlar, takımın kendine güvenini getirir. 3puandan daha fazlasını kazandık dün.

10 Aralık 2009 Perşembe

GÜLYAZI 4'ÜNCÜ J. SNR. TB. K.LIĞI ULUDERE GÜLYAZI ŞIRNAK


Bu bir veda yazısı değildir...

Vatani görev zamanı...

Blog diğer yazarlara emanet artık...

Siz yine de hakkınızı helal edin...

Kalın sağlıcakla.....


Yıllar sonra gelen edit: Askerliği ya da herhangi bir görevi oraya çıkmış olan arkadaşlar;

İçinizi ferah tutun, güzel bir köye gidiyorsunuz...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Galatasaray 1-1 İBB | Hakemle Değil Rakiple Oynamak Lazım...



Eskişehir, Manisa, İBB... Hepsinde öne geçip skoru koruyamamışız. Sene başında yaptığımız güzel birşey vardı maçların son yarım saatinde. Öne geçip olabildiğince pas yapıp topu elimizde tutmak... Tabi bunda rakiplerin kondüsyonu da ön plandaydı. Diğer takımlardan önce sezonu açmamız fark yaratıyordu sene başında. Sezon ortası geldikçe bu durum dengelendi doğal olarak. Tempoda da düşüş görülür oldu yoğun maç programında. Neyse ki devre arasına pek birşey kalmadı. 2. yarıyla beraber tekrar eski temposuna kavuşacağını düşünüyorum.

Maçtan önce herkes 3 puanı cepte görüyordu İBB'nin eksiklerini düşününce. Liderlik de garantiydi yani. Maç içinde de durum böyleydi. Ta ki 80. dakikaya kadar. Ne olduysa ondan sonra oldu. Takımda ve seyircide bir panik havası başladı. 2. golü bulsak maç çoktan kopmuştu. Bu durum bana Hamburg maçını hatırlattı. O maçta da Hamburg'un golünün geleceği aşikardı. Tıpkı dün geceki gibi.



Dünkü paniğin en önemli nedeni maçın hakemidir bana göre. Hakemin kararlarını tartışmak saçma elbette bu saatten sonra. Basın şimdi hakem Galatasaray'ın golünü, penaltısını mı vermedi diyor ona çok gülüyorum. 22 Nisan 2006 tarihindeki 4-0'lık Fenerbahçe - Galatasaray maçından sonra sanırım Adnan Polat'ın bir açıklaması vardı. " Hakem ince ince doğradı" bizi diye. Dünkü maç da aynı bu şekildeydi. Takım hakemle uğraşacağına oyununu oynamaya çalışsa skor böyle olmayabilirdi. Oldukça zor tabi o kararlardan sonra top oynamak. Geçen sene düşüşe geçtiğimiz maçı hatırlayın. 2. yarının ilk maçı olan Sivasspor... O maçta da takım rakip yerine hakemle mücadele etmişti. Yönetimin açıklamalarıyla soğuk bir savaş başlamıştı federasyonla aramızda. Ondan sonraki birkaç haftada aynı şekilde geçti. Ligden koptuk.

Maçla ilgili yazacak pek birşey bulamadım doğrusu. Ben takımın oyunundan da memnunum. Hele ki Eskişehirspor- Fenerbahçe, Beşiktaş - Diyarbakır maçlarını izledikten sonra... Biraz iddialı olacak ama bu seneki en büyük rakimiz kendimizdir bence. Sağlıklı ruh haliyle mücadele edersek bu ligde kazanamayacağımız maç yok. Tabi diğer faktörler de futbolun içinde var.

Bol örnekli bir yazı oldu. Son olarak " Baros çabuk iyileş" demek istiyorum. Baros'a kaçırdığı gollerden laf edenler şimdi görmüşlerdir takımın vazgeçilmezi olduğunu... 


Hüseyin!



Biraz sakinleşelim hele...

6 Aralık 2009 Pazar

UEFA-Yılın Takımı Anketi


Uefa tarafından başlatılan yılın takımı anketi. Her mevkiyi tek tek açıklamaya gerek yok. İçimden bunlar geldi bunları seçtim.

Van Der Sar
Maicon-Puyol-Terry-Evra
Xavi-C.Ronaldo-Iniesta-Diego
Messi-Dzeko

Juventus 2-1 Inter Milan

Juventus büyük maçlarda konsantrasyonunu hep en üst seviyede tutar. Ne kadar kötü giderse gitsin, büyük maçlarda bir başka oynar. Son iki maçında Bordeaux ve Cagliari'ye 2-0 yenilmeleri, kendilerine olan güvenleri sarssa da, en büyük rakibi Inter'i ağırlayacak olmaları onlara ekstra bir motivasyon sağlamış.

Erken öne geçmenin sonucu olarak Giovinco ve Trezeguet oyuna dahil olamadı. Beklenenin aksine Del Piero da etkisiz kaldı. Sissoko ve Melo'nun birlikte oynaması orta sahayı Juve'ye kazandırdı. Galibiyeti getiren gol ise Marchisio'dan geldi. Topu kontrolü, çalımı ve vuruşu Del Piero ayarında. Genç Ferrara, tribündeki Mourinho'yu alt etti sonunda.

5 Aralık 2009 Cumartesi

Nihat Kahveci...| Nereden Nereye





Bu 2 fotoğraf herşeyi özetliyor...

4 Aralık 2009 Cuma

Charlize Theron




Sana kırmızı çok yakışıyor...

Dünya Kupası 2010 | Kuralar



Oynamadığımız kupanın kuraları çekildi.

A ve G Grupları ilginç olacak gibi gözüküyor. Yıllardan beri Meksika'ya sempatim vardır. O  yüzden Viva Meksika diyorum. Adozzi de Forza Italia diyecektir muhtemelen.:)

Grupları detaylı incelemek için çok erken. Hele bir Haziran ayı gelsin.

Başımız Sağolsun...



28.11.2009 tarihinde oynanan Karşıyaka - Galatasaray maçına gitmek için yola çıkan İrfan Tezbaşaran kardeşimizin karşıdan karşıya geçtiği sırada geçirdiği talihsiz kaza sonucunda kaldırıldığı hastanede, yoğun bakımda tedavisine devam edilmekteydi.
 
Yaşaması için gösterilen tüm uğraşlara rağmen maalesef İrfan Tezbaşaran kardeşimizi kaybettiğimizi derin bir üzüntü içerisinde öğrenmiş bulunuyoruz.
 
Bu genç yaşta aramızdan ayrılmasının acısını yüreklerimizde hissediyoruz.
 
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, sözün tükendiği yerdeyiz.
 
Merhuma Yüce Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve tüm camiamıza sabır diliyoruz.
 
Mekanı cennet olsun, başımız sağolsun.
 

Mor Menekşe 1-0 Yeşil Yonca



Kuralar çekildiğinde grubu 13 puanla tamamlarız diye düşünüyordum. Son maçlar oynanmadan bu puana ulaştık ve liderliği garantiledik.Bu aslında Türk takımları için alışıldık bir durum değil. Bir gün öncesinde Fenerbahçe liderliği garantilemiş, sonrasında da biz. Fakat nedense bu başarı basın tarafından pek sallanılmıyor bu kupayı küçümsediklerinde midir nedir. Bir sonraki turda Liverpool, Bayern Münih gibi takımlar geldiğinde uyanırlar umarım.




Zor bir dönemden geçiyoruz. Manisa beraberliği, Bursa mağlubiyeti derken Rijkaard'ın kredisi bile sorgulanmaya başlamıştı ülkemizde. Hatta eşinin rahatsızlanıp erken doğum yaptığında onun yanına gitmesi bile eleştirilmişti. Maalesef Türkiye'de futbol hayatın önüne geçiyor işte. Pana maçında alınacak bir mağlubiyet işleri iyice kötüye götürecekti. Neyse ki olmadı da lider bitirdik grubu.

Maça değinecek olursak, son zamanlardaki maçlardan farklı olarak 3'lü orta sahada Elano vardı dün akşam. Arda sağda, Kewell herzamanki gibi yine solda görev aldı. Elano'nun orada oynuyor olması hücümda pozitif yönde etkiler diye düşünmüştüm ama Elano pek sorumluluk almadı maç içerisinde. Ama savunma anlayışındaki hırsı görülmeye değerdi. Hele ki ilk yarıda yediğimiz bir kontrada son adam olarak müdehalesi hücumcu bir Brezilyalı'da görülmeyecek cinstendi. Maçın başında kontrol ele alınmıştı. 35. dakikada topla oynama yüzdelerine baktığımızda 65e 35'ti. Fakat Arda'nın sağdan birkaç bindirmesi dışında pek üretken olamadık. Arda'da gözle görülür bir değişiklik vardı bu maçta. Kafa olarak daha bir rahattı sanki. Sahada istediği hareketleri yapabildi. Fakat kendisinin dikkat etmesi gereken en önemli şey fiziği. Giderek şişiyor sanki.




2. yarıda yardımımıza yine duran top yetişti. Mustafa Sarp olması gereken yerdeydi her zaman olduğu gibi. Skorda avantajı yakaldıktan sonra sene başından beri hastalığımız olan durgun bir döneme girdik. Servet'le Mehmet Topal'ın bir anlık hataları pahalıya maloluyordu neredeyse. Neyse ki hatalar telafi edildi. Grup liderliği bize Gökhan Zan'a mal oldu. Uzun süreden beri omzundan sakatlanmıyordu. Kötü oldu bu. Emre Güngör de fırsattan istifade biran önce iyileşip kendini göstermeli artık.

Son olarak tribünlere değinecek olursak, ki değinilmeyecek gibi değil; artık şu tezahurat karmaşasına ve zamanlarına ayar verilmeli diye düşünüyorum. Avrupa maçlarında bir gelenek halini aldı Gençlik Marşı Uefa Kupası Finalindeki önemi nedeniyle. Fakat maç başlamış 2. dakika sen bu marşa girersen olmaz. O zaman hiç bir önemi ayrıcalığı da olmaz zaten. Dakika 30; takım tüm kontrolü ele almış başlıyoruz "Sen var ya sen" ya da "ekmeği tuza banıp" böyle tezahuratların takımı ateşlendirdiğini hangi mantıklı insan düşünebilir ki. Dakika 60 olmuş takım 1-0 öndeyiz, baskı yiyoruz, saate baktım 70e kadar "ölüm varmış korku varmış" söylendi. Tribün konusunda sonumuz hayrola diyebiliyorum sadece.

3 Aralık 2009 Perşembe

Gala - Pana



Galatasaray - Panathinaikos
saat 10:05
Star Tv

Yeni bir başlangıç için....

30 Kasım 2009 Pazartesi

Barcelona 1-0 Real Madrid


Cefayı Puyol, Xavi, İniesta ve hatta Valdes çekti ama sefayı İbrahimovic sürdü dün akşam. Barcelona ilk yarıda istediği oyunu oynayamasa da ikinci yarıda tüm dünyaya ve Barca severlere o total futbol mucizesini az da olsa gösterdi. Messi ve İniesta'yı Madrid karşısında izlemek başka bir zevkli oluyor.

Geçen seneki 2-6'lık maçtan sonra, Real Madrid ne yaptıysa bu maç için yapmıştı. Ama Barcelona'ya Kaka, Benzema, Xabi ve C.Ronaldo da sökmedi. Paranın her zaman işe yaramaması insanı az da olsa sevindiriyor.

Dün Manisaspor- Kayserispor maçı yüzünden şehir dışında olduğum için yazıyı yazamadım. Ama blogda El Barcelona'ya değinmemek de olmazdı.

29 Kasım 2009 Pazar

El Clasico | Messi vs. CR9







Barcelona - Real Madrid
saat 8
NTV

yarın akşam rengimiz bordo-mavi...

28 Kasım 2009 Cumartesi

Yapma Volkan

Bursaspor 1-0 Galatasaray


Rijkaard'ın, hamile eşi rahatsızlandığı için Hollanda'ya dönmesi sebebiyle Neeskens kulübede tek kalmıştı. Olsundu. Arada sağlığı ve insanlığı sporun önüne geçirmek gerekir. Hayatımıza başka pencerelerden de bakabilmek gerekir.

Nonda'nın yedek başladığı, Arda'nın üçlü forvetin ortasında oynadığı takım maçın başından sonuna kadar kötü oynadı. Fenerbahçe ve Ankaragücü maçlarında bile bu kadar isteksizlik ve futbolsuzluk bir arada olmamıştı. Bu sezon gözünü zirveye diken Bursaspor'un hırslı ve istekli oyunu, bizi geriye yaslayıp ileride top tutamamamıza neden olmuştu. Forvetsiz bir şekilde ileriye çıkmak ve rakibi kendi yarısında tutmak mümkün olmadı maç boyunca. Milan Baros'un önemini şimdi çok çok daha iyi anlıyoruz. Ama gel gör ki şanssızlıklar başlamayagörsün. Çorap söküğü gibi geliyor gerisi.

Barış Özbek'e ayrıca değinmek gerekir. Ne hücuma ne de savunmaya destek vermedi dün. Takıma bir katkısı olmayınca bu sefer aksine yük oluyor. Orta sahanın böyle önem arz ettiği maçlarda ekstra performans göstermesi gerekirken, sahada yokları oynuyor. Bize sağlam bir Linderoth lazım.

Sezon başından beri düşüşe geçen bir performans sergiliyoruz. Sorun Bursa'da kaybedilen 3puan değil. Zaten Bursa gibi bir takıma deplasmanda yenilmek olay değil. Sıkıntı oynanan oyunda, doksan dakikada düzgün bir şut bile çekemeyişimizde ve Türkiye'nin en iyi hücum hattının beceriksizliğinde. Neyse ki, bu teknik ekibe ve sistemli oyuna sabrımız ve kredimiz sonsuz dedik. Yapacak birşey yok. Rijkaard'ın eşine de geçmiş olsun bu arada.

Bir de bu Neeskens niye balmumu heykel gibi çıkıyor fotolarda anlamıyorum.

27 Kasım 2009 Cuma

İyi Bayramlar


Catenaccio Blog olarak, tüm okurlarımızın, takip edenlerimizin bayramını kutlarız. Birlikte daha nice bayramlar yaşarız inşallah.

Bayramda Bursaspor-Galatasaray, Barcelona-Real Madrid, Everton-Liverpool ve Arsenal-Chelsea maçları kaçmaz. Bayram da senede iki, El Classico da..

26 Kasım 2009 Perşembe

Manu 0-1 Beşiktaş


Beşiktaş, ne zaman bir EPL takımıyla İngiltere'de karşılaşsa hep destan yazdı bugüne kadar. Benim hatırladığım bundan önce 3 maç vardı. Bu gece de Manchester United'ı Old Trafford'da 1-0 mağlup etti. Yedek kadroymuş şöyleymiş böyleymiş. Manu her zaman her yerde Manu'dur. Tebrikler Beşiktaş'a ve Devler Ligi'ndeki ilk galibiyetini alan Mustafa Denizli'ye. Liverpool taraftarları iyi makara yapar artık Manchester'lılarla...

24 Kasım 2009 Salı

O An #16

Alessandro Del Piero'nun 9 hafta sonra Udinese maçıyla tekrar sahalara dönüşü.

e tornato...

13.Hafta'nın Ardından


İş-güç yüzünden ne Galatasaray derbisini yazabildik ne de Beşiktaş maçını. Enteresan bir hafta sonu oldu. Ligimizde üst taraf kızıştı. Birinci ile beşinci arasındaki puan farkı 6ya düştü. Galatasaray liderlik fırsatını adeta elinin tersiyle itti. Beşiktaş, Fenere 3 attı. Trabzon 13.haftada patlak verdi ve teknik adamını yolladı. 5 adam da kadro dışı. Sıkıntı bitmez Karadeniz'de..

20 Kasım 2009 Cuma

"Yiğit" Şardan


Başkan olarak geri dönersin inşallah ileride..

19 Kasım 2009 Perşembe

Bir İfade Biçimi : Pankart! #9


Daha güzel ifade edilemezdi heralde..

Dünya Kupası Avrupa Elemeleri Playoff-2


Slovenya 1-0 Rusya
Fransa 1-1 İrlanda (uzatmalarda)
Bosna Hersek 0-1 Portekiz
Ukrayna 0-1 Yunanistan

Fransa, Yunanistan, Rusya ve Bosna Hersek'in geçeceği tahminini yapmıştım geçen hafta, 4te 2 oldu. Geceye Fransa-İrlanda maçının uzatma dakikalarında Henry'nin topu eliyle kontrol ettikten yaptığı asist damgasını vurdu. Bu gol sayesinde Fransa bileti kaptı. Afrika'ya sansasyon yaratarak gidecekler, bakalım orda ne yaparlar. Gecenin sürprizi ise bana göre Bosna Hersek'te yaşandı. Çift maçlı turların sonunda, genelde ilk maçtaki performansa dert yanılır. Bosna deplasmanda kaçırdıklarını atsa, şimdiye gitmişti. Halamın sakalı olsa falan filan.. Yunanistan tahmin ettiğim üzere, deplasmanda atıp yattı. Rusya ise vuruldu kaçamadı. Artık herkes 2010'da tutacağı takımı seçmeye başlasın...

Yazık!


Kendimi bildim bileli bu takımı tutuyorum. Her alanda şartlar ne olursa olsun savunurum ve desteklerim. Bununla da gurur duyarım. Ama bugün ortaya çıkan olayın hiç bir savunulacak durumu yok. Saha içindeki olaylar sebebiyle çok üzüldük bu zamana kadar ama hiç bugünkü kadar başım öne eğilmemişti. Galatasaraylılık duruşu gün itibariyle hem de kulüp içindeki adamlar (adam değiller!) tarafından lekelenmiştir.

Cezası ligden düşürülmekse düşürülelim, feshedilelim. Her ceza kabulümdür. Neyse çekelim. Yeter ki bundan sonraki oluşacak gelişmelerde şerefimize leke gelmesin. İlk hamle olarak Basketbol şubesi görevden alınmış. Bu zaten normal bir olay. Gerisi federasyona kalmış. Razıyım artık ne ceza verseler. Şerefsiz sevinçleri istemiyoruz!

İşin Ahmet Dedehayırında değilim. Galatasaray isminin yanında şahısların önemi yoktur. Ama kulübün yaptığı açıklamada dediği gibi Galatasaraylılıktan nasibini alamamış bu insanlar,Galatasaray ismini lekelemişlerdir. Hayırsızlar!

Olayı bilmeyenler için ekleyeyim, benim elim yazmaya varmadı; Salsa Basket!

H1N1 vs. Arda#10

Domuz gribi vakalarındaki gelişmeleri takip ederken, herkes kendi şehrinde vaka sonuçlarını istatistik tutarken, geldi Arda Turan'ı buldu bu illet. Umarız beklenen sürede atlatır bu hastalığı. Işıl Alben'den sonra Arda'nın bu hastalığı moralleri bozdu iyice. Nazar var üzerimizde.

Ölse üzülmeyeceklere bir lafım yok. Hiç de şaşırmadım. Bu işin dini, rengi, takımı olmaz. İnsanlık nasibi eksik şahsiyetler..

Geçmiş olsun Kaptan!


Kaynak: Chao Grey

GS Bonus+


Endüstriyel Futbola karşıyız diyoruz ama her türlü futbolun endüstriyelleşmesine katkıda bulunuyoruz. Bu çarkın içinde ezilmekten zevk alıyoruz, kendimizi alamıyoruz.

Ha bu kredi kartı olayı çıkmasın mı? Çıksın tabi. Zaten kredi kartı herkeste olan birşey, olmuşken bizim kulübünkinden alırız. Zaten her ay faiz ödüyoruz, ödemişken birazı bizim kulübün kasasına gideninden alırız. Yeter ki kulübün borçları ödensin, düzlüğe çıksın. Varsın bizim takıma faydası olsun. Bunu da alırız. Bir de cazip hale getirmeleri yok mu. Almayacak insanı, kredi kartından hazzetmeyen insanı bile teşvik ediyorlar. Tamam alıyoruz.

17 Kasım 2009 Salı

Rus Bayan; Ses Gitti!



Ne yorum yapayım ki? Bu kadar olmaz..

16 Kasım 2009 Pazartesi

De Nigris De Öldü



nasıl bir aydır bu kasım ayı anlayamadım gitti. önce ilker ateş, sonra robert enke, son olarak da de nigris'in ölüm haberini aldık. bitsin artık bu lanetli ay.

seni hep bu gol ve maskeyle hatırlayacağız De Nigris...

Galatasaray 74-72 Fenerbahçe


Kadrolar değişsin, müsabakanın yapıldığı alan değişsin, sporun türü değişsin, oyuncular değişsin farketmez. Bu renkler karşı karşıya geldiği sürece bu rekabet asla bitmez bunu gördük bu maçta bir kere daha.

Maç kalitesi olarak son yılların belki de en kötü maçını izlesek de, spikerin deyimiyle uzun yıllar unutulmayacak bir karşılaşma izledik. Galatasaray'ın baştan son 5 dakikaya kadar skor avantajına sahip olduğu maçta normal süre 56-56 sona erdi. Oyun içinde Galatasaray dış hücumlarla etkili olurken, karşı taraf pota altındaki etkili oyunuyla karşılık vermeyi bildi. Zaten maç içinde 2 tarafında pek bir hücum planı yoktu, genelde savunmalar öne çıkmıştı.

Ne olduysa maç uzatmaya gidince oldu. Bir alttaki posttaki resimde görüldüğü üzere, Ülker benchinin arkasından gelen tahrikler olayı çığrındaın çıkardı. Provakatörlükte zaten üstüne olmayan Semih erden ve türevleri amaçlarına tam ulaşamasa da ortamı germeyi ve maçı soğutmayı başardı. Asıl istedikleri tribünleri boşalttırmaktı. Sahaya girip benche saldıran Galatasaray taraftarlarının yaptıkları tabi ki hoş birşey değil ama fenerbahçeli oyuncuların ve yöneticilerin tavırları adamı deli ediyor. Tribüne koşup yumruk atan Kinseyi görmeyen FB şube direktörü Nedim Karakaş demiş ki ; " Sahaya girip oyuncu döven taraftar görmedim". Biz de tribüne çıkıp taraftar döven oyuncu görmemiştik iyi oldu. Olaylara bu kadar karaktersizce yaklaşımlarından dolayı tebrik etmek lazım bunları. Sanki geçen sezonun son maçında Efes Pilsen'li oyunculara saldıran Galatasaray taraftarıydı. O maçta çıkan olayların onda biri kadar bile olamaz bugün yaşananlar. Zaten fitili yakan da aşağıdaki o rus bayandı. Böylesine gerilimin yüksek olduğu ortamlarda bir kıvılcım bile yeterken o bayan adeta yangın çıkardı. Bizim tribünümüz de yangına körükle gidince, istenmeyen olaylar oldu. Yaralananlara geçmiş olsun diyoruz. Sezonun ikinci yarısındaki maçta çıkacak olayların düşük şiddette olmasını temenni ediyoruz.

15 Kasım 2009 Pazar

O Rus Bu Mu?



"Çok güzel hareketler bunlar" ekibinden Metin'in sözü bu. İşte bu bayan gibi şuursuz kişiler güzel giden bir maçın içine edebiliyor ülkemizde. Kadıköydeki localarda bunlardan çok görmüştüm. Ama bu kadar cesurunu hiç görmedim daha önce.

Maçı sonra detayıca yazarız...

Dünya Kupası Avrupa Elemeleri Playoff-1



Rusya-Slovenya:2-1
Yunanistan-Ukrayna:0-0
İrlanda-Fransa:0-1
Portekiz-Bosna Hersek:1-0

Gecenin en avantajlısı Fransa oldu. İrlanda deplasmanından, biraz da şansla galip geldiler. Portekiz'in, Bosna Hersek'i evinde 1-0 yenmiş olmasına rağmen, eleneceğine inancım tam hala. Bari bizi eleyenler gitsin Dünya Kupası'na. Rusya 4 dakika daha dayanabilse, biletini alıp gidecekti Afrika'ya ama şimdi riskli bir skor elde ettiler. Yunanistan evinde berabere kalıp avantaj kaybetmiş gibi görünse de, deplasmanda 1 gol atıp turu geçer gibime geliyor. Fransa, Yunanistan, Bosna ve Rusya geçer diyorum. Çarşamba gecesi görüşmek üzere.

14 Kasım 2009 Cumartesi

O An # 15



Dün oynanan Chacarita- Newell's Old Boy maçında yaşandı bu an. Yorumcunun top kaleye giderkenki ve spikerin top çizgisini geçtikten sonraki tepkileri görülmeye değer.

11 Kasım 2009 Çarşamba

Bir İfade Biçimi : Pankart! #8


Galatasaray taraftarının, şimdi tezahüratlarla yaptığı protestosunu, tahminimce 80li yılların sonunda pankartla dile getirişi..

10 Kasım 2009 Salı

Enke Trajedisi


Bir zamanlar Fenerbahçe'de 1 maçlığına oynayan, o maçta da yanlış hatırlamıyorsam Balili'den 3 gol yiyen Enke'nin biraz önce ajanslara intihar ettiği haberi geldi. Corriera Dello Sport'ta yazan habere göre trenin altında kalmış. Almanya'nın 1 numarasının en büyük adayı olan Enke, 3 yıl önce de kızını kaybetmişti.

Rest in Peace!
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Related Posts with Thumbnails