29 Aralık 2010 Çarşamba

Milan Dubai'de

Emirates Cup için Dubai'ye giden Milan'a arap hosteslerin ilgisi muazzam..

5 Aralık 2010 Pazar

O An #25

Bugün oynanan Bjk-Bursaspor maçından önce çıkan olaylardan bir kare. 3 Bursa taraftarı bıçaklanmış. Sezonun ikinci yarısında Bursa'da oynanacak maçı düşünmek istemiyorum şimdiden.

Kasımpaşa 0-3 Galatasaray

Beceriksizlik ve liderle aramızdaki 16 puan fark devam ediyor. Kalan 2 haftayı 6 puanla kapatıp acilen devre arasına girmemiz gerekiyor. Hagi gerekirse Magath gibi tatilde oyunculara izin vermesin. Adnanlar da madem gitmeyecek Hagi ile oturup şu takıma takviyeleri düzgün yapsınlar.

34 gündür galibiyeti unuttuğumuz için bu yazıyı huşu içinde yazıyorum. Kaçan goller falan da vardı ama mücadele iyiydi. 3 puanı aldıktan sonra da geri dönüp takımın maç analizini yapması gerekiyor. Gidişat hala üst düzeyde değil. Dün sadece her maç aslında girdiğimiz pozisyonlarda bu sefer şans yardım etti. Ama her zaman böyle sürmez..

Haftaya AliSamiYen'in son lig maçı var Gençlerbirliği ile. Duygusala bağlamak istemiyorum ama seni yıkacak dozerin a.s!

30 Kasım 2010 Salı

Barcelona 5-0 Real Madrid (+18)

Bir El Clasico'yu daha geride bıraktık. Barca galibiyeti hakikaten klasikleşmeye başladı. Ama skorlar böylesine tecavüz edercesine olunca insanda alınan haz eksilmiyor hiç. Yine muhteşem bir Barca oyunu, çaresiz Madrid ve olê sesleri eşliğinde bir maç izledik. Madrid ekibinin 2 senedir 300 Milyon Euroyu bulan transfer harcamaları hala Barca'ya gol atmak için yeterli değilmiş. Sadece 2.yarı "1" şut çektirtti o kadar. Barca ise altyapı kökenli 9 oyuncusuyla "mes que un club" farkını belli etti.

Messi vs. C.Ronaldo tartışmaları hala sürmez heralde. Kimsenin aklında şüphe kalmamıştır. İnsanlık dışı pasları, PES'te bile yapılamayan hareketleri bugün herkese parmak ısırttı. Barca'nın 5 gol attığı bir maçta onun gol atamaması ise ilginç.

Mourinho'nun ayaklarının yere basması, artık Barca'nın kendisinden büyük olduğunu öğrenmesi güzel oldu. CampNou'ya son gelişinde yaptığı antipatik hareketler hala unutulmadı. Maç sonundaki basın toplantısında Mourinho ve Guardiola'nın açıklamaları ikisi arasındaki farkı açıkça ortaya koydu.
Ayrıca Sergio Ramos tam bir Fatih Akyel!

Uzay futbolu kaldığı yerden devam ediyor. Önceki uzay gezileri burada..

22 Kasım 2010 Pazartesi

Kayserispor 0-0 Galatasaray

Hafta içinde Misimovic'in kadro dışı kalmasının etkisi var mı bilmem ama bu sefer takım biraz daha istekliydi. Eğer o yüzdense takıma yazıkar olsun. İlla birilerinin gözdağı vermesini mi bekleyeceklerdi? İlk devrenin sonlarına doğru Ayhan ve Hakan'ın birbiriyle kavga etmesi bile güzeldi.

Topu bir türlü kaleye sokamama sorunumuz devam ediyor. Hagi geldiğinden beri Lig'de yaptığımız 5 maçta sadece 2 gol attık. Bugün Elano'nun kalenin dibinden kaçırdığı pozisyon evlere şenlik. Pino ve Barış'ın da kaçırdığı pozisyonlar var %100'lük. Kayseri gibi zor bir deplasmanda bu tür fırsatları yakalayıp gole çeviremezsen kazanamazsın. Zaten takımda hücum sistemi denen birşey yok. Önü boş olan oyuncuda illa ki bir kaleye uzaktan şut çekme hevesi var.

Bir haftayı daha sıkıntılarla kapattık. Artık devreyi en az puan kaybıyla kapatmamız gerekiyor. Önümüzdeki hafta Beşiktaş'ı SamiYen'de yenmek takıma bir ivme kazandırabilir. 3 puandan çok daha fazlası çıkar bu derbiden. Arda'nın oynayıp oynamaması da önemli bir etken. Beşiktaş'ta Quaresma bir kez daha sakatlandı ve derbide yok.

15 Kasım 2010 Pazartesi

Galatasaray 0-2 Manisaspor

Artık yazacak ne kaldı bilmiyorum. Bu kadar kötü gidişatın sebebinin sadece Arda ve Baros olmadığı apaçık. 2.5 senedir sakatlıklardan çok çektik hala da çekmeye devam ediyoruz. Ama kendi evinde Manisaspor'a karşı baskı kurup pozisyona bile giremiyorsak hatayı başka biryerde aramalıyız.

Bu gözler Orhan Ak'ı, Cihan Haspolatlı'yı, Volkan Arslan'ı, Bülent Akın'ı gördü ama bu kadar ruhsuzları bir arada görmedi hiç. Hafta içinde Manisa'yı yenen Konya Şeker'in son golünü atan Cafercan'ın, Trabzon'daki Ferhat'ın, Ankaragücü'ndeki Uğur'un, vs vs nin suçu neydi madem? Klişedir ama, A2 takımıyla çıksak maçlara daha iyi top oynarız. Hiç olmazsa Pino kaçırmaz, Cem Sultan kaçırır. Ona da canı sağolsun der geçeriz.

Bunları yazarken Hagi'nin ilk TD'lik döneminde alta yapıdaki çocuk Daniel Tözser geldi aklıma, burda olsa oynardı heralde.

Aşkımızın sonu yok ama sabrımızı zorlamayın, bokunu çıkarmayın..

8 Kasım 2010 Pazartesi

Trabzonspor 2-0 Galatasaray

Geçen senenin kopyası bir maç. Bu sefer Emre Güngör yerine Servet var sadece. 75.dakikaya kadar ortada giden maçı bir bireysel hata Trabzonspor tarafına çekti. Karşı savunmadan bir hata yapılsa şu anda Galatasaray'ın zaferi konuşuluyor olabilirdi. Ama futbol işte..

Arda'sız Baros'suz birşeyler yapmaya çalışan Hagi tabi ki bu hataları hesaplayamazdı. Eksiklere rağmen mücadele gücünün yüksek olması sevindirici taraf. Maçı çevirebilecek pozisyonları yakalayıp değerlendiremememiz ise kabul edilemez. Maç sonunda herkes Servet'e bağırıp çağırırken, bence Pino'nun ıskaladığı pozisyon da en az Servetin ki kadar vahimdi.

Sene başında olsak futbolumuz umut verdi deyip geçerdik ama artık puan kaybına tahammülümüz kalmadı. Liderle aramızda 10 puan var. Futbolda herşey olur ama biraz da realist olmak lazım. Bundan sonra her maç final havasında olmalı -klişe- artık. Ayrıca Fatma ninenin geldiği her maçı kaybetmemiz de ilginç. Devre arasında icabına bakılsın..

28 Ekim 2010 Perşembe

Kadıköy Deplase vol.3 # Dejavu!

Kaç gündür tribün analizi yazacağım ama bir türlü ne yazacağımı bulamamakla mütevellit yazıp, orada yaşadıklarımın değer kaybetmesinden korkuyordum.

Takımın anormal kötü gitmesi, Rijkaard'ın gönderilmesi ve derbiden 2 gün önce Hagi'nin gelmesi derbi atmosferini epey düşürdü. Bundan önceki senelerde medyanın hafta başından itibaren başlattığı "dünyanın en büyük derbisi" pompalamaları bu kez gündem yoğunluğu dolayısıyla tutmadı.

Bu maçın gerginliği ve sıcaklığı biraz daha düşük olsa da medya yine Fener galibiyetinden emindi. Bahis siteleri oranları komik rakamlara düşürmüş, Galatasaray'lılar bile Fener galibiyetine bahis oynamış! Neymiş bahis oynarken duygusal olunmazmış, biraz da kendi cebini düşünmesi gerekiyomuş falan filan. Bunların yanında Fenerbahçeliler bu sefer rahat 10 atarız geçen sefer 6 attıysak gibi seviyesiz ve aşağılayıcı üsluplarını yüzümüze vuruyorlardı. Son 10 senedir kadıköyde puan dahi alınamaması bunun en büyük etkeniydi. Maça özel hazırlananan kareografiler, pankartlar, ertesi gün satılması planlanan "dejavu" tshirtleri de cabasıydı.

Tüm bu kötü şartlara rağmen deplasman tribünü biletleri yine çıkar çıkmaz bitmiş, maç günü beklenmeye başlanmıştı. Herkes Hagi'nin çıkaracağı takımı ve Baros'un sakatlığını düşünürken gerilim artmadı. Galatasaray taraftarı "Cimbom Old Boys" önderliğinde söylemlerde bulunurken işin tribün kısmından bahsediyordu. Maç için kimse birşey söyleyemiyordu. Fener tarafı ise yine her zaman olduğu gibi kendinden emin, gerilimi arttırmak istediler ama cevap alacak bir taraf bulamadılar. Galatasaraylılar suskun ve düşünceliydi çünkü.

Maç günü orjin yine ana baba günüydü. Ama bu sefer öğle saatlerinde alkol yüzlerce promile ulaşmamıştı. Tüm derbilerin aksine bu kez bir sessizlik vardı. Sokağın bir başından bir başına yapılan tezahüratlar yerine küçük grupların kendi aralarında yaptığı makaralar vardı. Herkes bağırıp çağırmak istiyor, Kadıköy moduna girmek istiyordu ama sanki o gün sokağın üstünde bir örtü vardı ve kimse havaya giremiyordu. Ara ara başlayan tezahürat gürültüsü de ortamdaki tedirginliği bastırmak içindi sanki.

Tribünü kendine getiren, köprüden geçerken esen rüzgardır. Bunun başka bir açıklaması yok. Karşı yakaya varıp taksilerden indiğimizde orjindeki 2250 kişi sanki evrim geçirmişti. Bu sefer tezahüratlar daha bir gür çıkıyordu yoğun güvenlik önlemleri arasında. Fırtına öncesi sessizlikmiş meğer orjindeki..

İçeri girdiğimizde henüz rakip taraftar stadda yoktu. Onlar içeri doluştukça bizim de onlarla sözlü, taşlı, çakmaklı, sulu, ayranlı atışmalarımız da başladı. Üstümüze yağan torpillerin de haddi hesabı yoktu. Ama bunlardan kadıköyde bahsedilmez, medya yazmaz, onlar atmaz. Benim yazmama bile gerek yok. Bilenler bilir.

Maçın ilk düdüğünden son düdüğüne kadar sadece bağırıp zıpladığımı ve fenerin duran toplarında sırtımı sahaya döndüğümü hatırlıyorum sadece. Hayatımda gördüğüm en iyi deplasman tribünlerinden biriydi sanırım bu. Gelen mesajlar da bunu gösteriyor biraz. Maç hakkında hiç bir fikrim yok ama bu sefer tribünün yaptığı totemlerin yarısı tuttu sanırım. Eğer tutmasaydı bu kadar iyi oyuna ve tribüne rağmen kesin yenilirdik çünkü.

Maç sonunda mağlup olmadan beklemek de farklı bir zevkmiş. Bu gidişimde bunu gördüm. Uzun süre içerde tutup sadece bize fener marşları dinletseler de o gün artık hiç bir şeye sinirlenmezdik. Beşiktaş'a yapılan kontra da en az yarım saat söylenmezdi. Bu sefer mağlubiyetle dönmedik ama yüzümüzün de pek güldüğü söylenemez, sağlık olsun.

Kadıköy #4 için beklemeye geçtik artık..

24 Ekim 2010 Pazar

Sen Sahadaki Biz, Biz Tribündeki Sen...

Kadıköyde uzun zamandan beri ilk defa gol yemeyerek tribün kendini gösterme fırsatı buldu. Helal olsun, Sesinize Kurban...


ado gelince birşeyler karalar artık...

23 Ekim 2010 Cumartesi

Deplase Kadıköy vol.3

Bir Kadıköy deplasmanı daha için yarın 1500 km'lik yola çıkıyoruz. Deli diyorlar bize. Desinler varsınlar, "sevdadandır" deyip geçiyoruz!


Kadıköy Deplase vol.2 için tıklayın!

foto: uA-Uni.org

Hagi Resmen Başladı!

"Galatasaray adı geçen her yerde kazanmamız gerekiyor. Mücadele edeceğiz ve kazanmak için çıkacağız. Ama ben bir maç için gelmedim. Evet bu bir derbi maçı. Orada güzel şeyler yapmak ve bu maçtan 3 puan çıkarmak istiyoruz."

ah be Hagi..

21 Ekim 2010 Perşembe

2. El Comandante Dönemi

Hagi tekrar geldi takımın başına. Yardımcısı da Tugay kerimoğlu. Artık takımın maçlara başka bir hırsla çıkacağı kesin.

Biraz Moral Olsun

















20 Ekim 2010 Çarşamba

Kim Gelecek?

beklenen oldu, frank rijkaard  gönderildi. "başında teknik direktör olan bir kulüple görüşmem" diyen fatih terim de adnan polat'ın teklifini ailevi nedenlerden ötürü reddetmiş. bu dakikan sonra herhangi bir yerli antrenörün bu takımın başına geçeceğine inanmıyorum. umarın bu ikili zor kullanarak tugay kerimoğlu'nu bülent korkmaz'dan sonra  taraftarın önüne atmaz. yabancı piyasasında da hagi ismi ön plana çıkıyor basında. çok zor günler bekliyor galatasaray'ı.

 edit: hafta sonu oynanacak maça tugay kerimoğlu çıkaracakmış takımı.

19 Ekim 2010 Salı

Hakan Şükür ve Cemaati



Hakan Şükür ve Hagi  ismi ön plana çıkmaya sportif ve teknik direktörlük için. Hakan Şükür de bunu doğruladı. Açıkçası Hakan Şükür'ü severim, saygı duyarım. Ama onun sportif direktör olarak göreve gelmesi futbol takımı için yeni bir kaos ortamı demektir. Basının ekmeğine yağ bal sürmektir. 

Futbolculuk kariyerini hepimiz biliyoruz Kral'ın. O kariyerin yarısı da attığı gollerden çok, Fethullah Gülen cemaatiyle olan ilişkisi yazıldı çizildi. Şimdi de abilik yapması için düşünülüyor. Göreve gelmesi durumunda en ufak başarısızlıkta yeniden gündeme gelecektir bu konu. Yok Türkler yabancılara karşı cephe aldı, yok Hakan Şükür Ramazan ayında oruç tutmayı serbest bıraktı vs. Bu da basının işine geliyor.Ben "yapma Kral" diyorum. Sevenlerini üzme.

17 Ekim 2010 Pazar

Galatasaray 2-4 Ankaragücü

zorlamanın hiç gereği yok rijkaard efendi. her maç aynı şeyleri yazmaktan sıkıldık artık. daha fazla nefret ettirmemek için kendinden, lütfen!

O An #24


Son yılların en iyi atarı, gideri, kapağı..neyse işte..Nuri iyi koydu!

6 Ekim 2010 Çarşamba

No Al Calcio Moderno

işçi takımını olan liverpool'un satışı gerçekleşmiş. yazık diyorum sadece yazık...
endüstriyel futbola karşı olan kalelerden biri daha yıkıldı. kop tribününü de loca yaparlar artık.


2 Ekim 2010 Cumartesi

Karabükspor 2-1 Galatasaray

  • Baros'suz çıkılan maçlardan bir mağlubiyet daha aldık. Geçen sene bu durumu açık açık yaşayıp, şampiyonluğu, UEFA'yı ve Türkiye Kupası'nı kaybetsek de koca Galatasaray'da hala 2 tane forvet var ve 2si de sakat!
  • Brezilya milli takımında oynayan bi topçumuz var; adam triplerde ve şu anda nerde olduğu belli değil.
  • Kim ne derse desin bu ülkenin en iyi stoperi kadro dışında. TD'e sorunca da şahsi bir problemim yok der.
  • Dünyaca ünlü, Şampiyonlar Ligi ve La Liga şampiyonu, Total Futbol ustası bir teknik direktörümüz var; milli maçlarda oyuncu sakatlanınca isyan eder, ona buna gider yapar. Bizim Servet'i de milli maçlar öncesi dinlensin diye kadroya almaz, kendisiyle çelişir.
  • Barış Özbek diye bişey var. Ona geldiğinden beri akıl sır erdiremedim, ne yaptığını anlayamadım. Bir insan bu kadar futbol katili, Galatasaray düşmanı olabilir.
  • Pino diye de bişey var. Sihirbaz diye aldık, palyaço çıktı. Fiyatı Keita'nın 10da 1i ama oyunu oranlanacak gibi değil.
İ.B.B maçından sonra bir takım 5 günde bu kadar nasıl değişir anlam veremedim. Rijkaard, oyuncularımın aklı başka yerdeydi derken ne demek istiyor biri bana anlatsın. Oyuncuların motivasyonunu, konsantrasyonunu sağlamak kimin görevi onu da Rijkaard'a anlatsın biri. Bir milli maç arası daha iyi gelir takıma. Misimovic, Arda, Kewell, Baros 4lüsü artık birlikte oynamalı ve Elano'nun durumu da netlik kazanmalı artık. 7 haftada toplanan 12 puan, açıklanabilir cinsten değil.

27 Eylül 2010 Pazartesi

İbrahim Kızıl | Geçmiş Olsun


Antep'e milyon dolarlar kazandıran adam. Kendisi beyin kanamsı geçirmiş. Umarım eski sağlığına biran önce kavuşur.

26 Eylül 2010 Pazar

Galatasaray 3-1 İ.B.B












Geçen haftadan farklı olarak 2 farklı isim vardı sahada. Biri Lorik Cana, diğeri Aydın Yılmaz. Bence Rijkaard Cana'yı oynatmak için Kewell'i kenarda tuttu. Bu adam sürekli oynarsa birşeyler verecek gibi takıma. En azından orta sahada oyundan düşmüyoruz. Oyundan çıktıktan sonra da Cana'sız orta sahanın ne hale geldiğini gördük. 

Bu maçta bizim için iyi olan şey takımın maça çok iyi başlamış olmasıydı. Henüz 10. dakikada skor 2'lenmişti bile. Daha sonra da tempo da haliyle düştü tabi. Bunu iyi yapamıyoruz işte. Takım hücumu düşündü mü herşey yolunda gidiyor. Skoru korumaya yönelik oynarsak rakibe tamamen teslim oluyoruz. İstanbul bunu skora yansıtamadı bugün. Daha iyi rakiplerle oynadığımızda görüyoruz zaten bunun etkisini.

Son 2 maçtır takımın en büyük kazancı kuşkusuz Serkan Kurtuluş. Ya Ali Turan'dan sonra gözümüze çok iyi geldi ya da gerçekten iyi oynuyor. Hücuma katkısı kusursuz. 

Son 4 haftayı kayıpsız geçmek güzel. Bu galibiyetin Alpaslan Abi'nin ölüm yıldönümünde gelmesi ayrı bi güzel.

1963-2010 | Ali Sami Yen Stadyumu


bu fotoğraf 1963 yılında Ali Sami Yen Stadyumu'nun nam-ı değer "cehennem"in inşaası sırısasında çekilmiş.  Bundan sonra da çok büyük zaferlerin altına imza atıldı bu statta.


bu fotoğraf da geçenlerde yeni Ali Sami Yen'in inşaatında çekildi yeni zaferlerin habercisi olarak.

*fotoğraf uA forumdan alıntıdır.

Roma 1-0 Inter


roma yine ters geldi inter'e. vucinic'in son dakika golünden sonraki sevinci ise ilginçti. maçı izleyemedim ama çok gol kaçırmış galiba.

23 Eylül 2010 Perşembe

Ruh aranıyor...
















sene başından beri diyoruz:" bu takıma bir heyecan lazım" diye. umarım aslantepe gereken enerjiyi takıma verir. bu gezinin tek amacı da budur. neyse hafta sonu görürüz artık geleceğimizi.

19 Eylül 2010 Pazar

Bucaspor 0-1 Galatasaray # Deplase

Maç günü ayarlanan deplasman aracı ve biletsiz çıkılan yoldan galibiyetle dönmek ayrı bir zevk. Deplasman adına yaşanabilecek her şeyi yaşadık diyebiliriz. Yol muhabbetinden tribününe kadar güzel bir gün oldu. Dertasacimbom çok üzülecek gelmediğine :)

Yırtık biletleri yapıştırarak girdik maraton tribününe. Deplasman koreografisine de dahil olduk. Senelerdir takıma aç olan İzmirliler doldurmuş stadı tıklım tıklım. Gelen aileler, "çiğdem", ve stad düzeni sağlam tribüne imkan vermese de kale arkası ile karşılıklı yapılan tezahüratlar iyiydi. Ayrıca Buca tribünlerine de değinmeden geçmek olmaz. Kendi stadlarına ve düzgün zemine geçtikleri takdirde artık Buca da zor deplasmanlar arasına yazılır. Hem futbol hem tribün açısından.

Atatürk stadının kötü zemine futbol oynamaya izin vermese de maçı daha çok isteyen taraf bizdik. Misimovic'in hala takımda kendine rol bulamaması kötü durum. Orta sahadan top çıkartmaya gelen adamdan gol pası atıp oyun kurması çok zor. Pino ise kaçırdığı gollerle saç baş yoldurdu. Aydın Yılmaz'dan hızı hariç ekstra bir yönünü göremedim hala. Ayhan ise bu sezonun en çok küfür yiyen ve en çok canla başla oynayan adamı şüphesiz. Her zaman artı birşeyler yapmak istiyor takım adına. Yapmak istiyor en azından. Dün golden önce yaptığı 'riskli hareketler'den sonra vur ulan artık be! dedim. Vurdu ve gol oldu. En son Sivas'a atmıştı sanırım sol ayağıyla. Özgüveni iyice yerine geldi. Mustafa Sarp hala aynı. Onun için yazacak birşey bulamıyorum.

Takım hala kötü gidiyor, biz de takımın peşinden..Yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkürler..

17 Eylül 2010 Cuma

Nasıl Bir Sevdaysa Bu Karşı Koyamam | Buca Deplase

















yine düştük yollara...

Juventus 3-3 Lech Poznan



Del Piero'nun skoru 3-2'ye getiren golü..göremeyenler için link burada!

Görgüsüzlük...













 iş adamı fuat donay kocaelispor kulübü'nü almak için hazır olduğunu söylemiş. önündeki bir çanta dolusu parayla da poz vermeyi ihmal etmemiş. hayatımda böyle bir görgüsüzlük görmedim.
haberin devamı 

14 Eylül 2010 Salı

Galatasaray 1-0 Gaziantepspor |Error...


Milli maç arasından sonra toparlanma maçı olarak görülmüştü Gaziantep maçı. Fakat hala aynı seviyedeyiz. İyi oynamıyoruz. Ali Sami Yen'de bile oyunun kontrolü bizde değil.

Misimovic geldikten sonra takım 4-2-3-1'e dönecek deniliyordu. Birbirizimizi kandırmayalım. Dün yine klasik 4-3-3 oynadık. Misimovic durmadan geri geldi top çıkardı tıpkı Ayhan ve Sarp'ın yapamadığı gibi. Halbuki bu adamdan faydalanmak istiyorsak ilerde tutmalıyız bu adamı. Aslında 2. yarının ilk 15dk'lık bölümünde de böyle oldu. Gol ve pozisyonlar da bu aralıkta geldi. Geçen seneden beri süregelen gol attıktan sonra geriye çekilme hastalığı da devam ediyor. Bunun nedeni de savunmanın çok geride kurulması olarak düşünüyorum. Ne zaman savunma biraz önde olsa, Ömer Üründül deyişiyle bloklar birbirine yakın olsa rakip üzerinde baskı da iyi oluyor. Rijkaard'ın artık bu soruna çözüm bulması gerekir.

Yeni transfer Insuya'da değinecek olursak; ilk maçı için fena bir performans göstermedi hücum yönünde. 2 senedir Hakan Balta'dan göremediğimiz Adrese teslim de orta yaptı. Savunma için aynı şeyleri pek söyleyemeyeceğim. Alanını çok boş bırakıyor maalesef. Zamanla düzeleciğini ümit ediyorum.

Göze batan diğer bir isim Aydın'dı dün için. 2-3 maçlık performansını göz önüne alırsak rotasyonda Serdar Özkan'ın çok çok önünde diyebiliriz.6+2 sınırlamasında oldukça sık görebiliriz kendisini.

Pino'hu henüz ilk 11'de göremedik. Genelde 60'tan sonra girdi hep skor avantajı bizdeyken. Kapalı savunmalara karşı ne yapacak merak konusu.

Metin Oktay'ın ölüm yıldönümde galibiyet almak güzel birşey tabi. Oldukça çok eleştirilen Galatasaray  Fenerbahçe'le puanları eşitledi. Beşiktaşla da sadece 3 puan kaldı. Ama takıma sihirli bir değneğin değmesi şart.

9 Eylül 2010 Perşembe

Türkiye 95 - 68 Slovenya | Zafer Yakındır...













Basketbol adına tarihi bir günü daha geride bıraktık. Slovenya'yı gayet güzel bir oyunla 27 sayı farkla devirerek dünyanın iyi 4 takımdan biri olmaya hak kazandık.

Fransa maçı analizinde Slovenya karşısında hücumda zorlanmayacağımızı söylemiştim. Bu kadarını da tahmim etmiyordum doğrusu. Hücumda yapmadığımız şey kalmadı bugün. Hatta Slovenler bir ara alan savunması mı yoksa bire bir savunma mı yapacaklarına dakarar veremediler. Oyuncuları birebir değerlendirmek çok zor. Buna da gerek yok zaten. Takım olarak çok çok iyi durumdayız.

Yarı finaldeki rakibimiz Teodosic'in son saniye üçlüğüyle Sırbistan oldu. Teodosic basketi attığında bizden kim böyle bir basket atabilir diye düşündüm. Aklıma da direk Ender geldi. Slovenya maçında da yanıltmadı beni. Sırbistan maçının daha zor geçeceği aşikar. Bizi 1 ay önce Adidas Cup'ta yenmişlerdi. Şimdi hem bunun hem de 2001' deki Avrupa Şampiyonası'nın intikamı zamanı.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Türkiye 95-77 Fransa


iki taraf için de zor geçmesi beklenen maç fransa için çok daha zor geçti. savunmadaki agresif oyunumuz devam ettiği sürece yenilmemiz çok zor demiştik daha önce. bu maçta da gördük ki bu takım savunmasıyla var. nihayte hidayet'i de görmeye başladık artık takımda. ilk yarıdaki performansıyla farkın açılmasnı sağladı. 2. yarıda da sinan devreye girince bizim açımızdan çok rahat bir maç oldu. şimdi rakip slovenya. slovenya karşısında hücumda sorun yaşamayacığımızı düşünüyorum fakat savunmada bizi zorlayabilirler. bu oyun devam ettiği sürece referandum günü amerika finali uzak değildir.

son söz de seyirciye. bugün gecenin rehavetinden midir yoksa sponsor biletlerinden midir bilemem ama oldukça suskunlardı. açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattılar.

5 Eylül 2010 Pazar

12 Dev Adam




12 Dev Adam mottosunun ilk reklamıydı bu. şu günlerde tekrar hatırlamakta fayda var sanki.

3 Eylül 2010 Cuma

O An # 23


canını hiçe sayarak hasta yatağından gelen Tanjevic'in spor ahlakını yere seren yunanlıların üzerine yürümesi ve göreve geldiğinden beri ilk defa ismi tribünler tarafından çağrılması artık bizden birisi olduğunun kanıtıdır...

1 Eylül 2010 Çarşamba

Türkiye 79-77 Porto Riko


Yunanistan galibiyeti sonrası Porto Riko'yu sadece bir çeyreklik oyunla saçma sapan bir şekilde yenebilirdik zaten.Hidayet de maç sonunda açıkladı: " Bundan sonraki maçlarda böyle aptalca hatalar yapmamlıyız" diyerek Ersan'a da gönderme yaptı belki de. 

Kimse de daha fazlasını bekleyemezdi dünkü zaferden sonra. Takım yarınki Çin maçında dinlenme fırsatı bulacaktır. Ondan sonra ver elini Yeni Zelenda. Sonrasında Slovenya... Yarı Final hiç uzak değil. Yeter ki savunmayı sert tutalım....

Bu Sefer Parkeye Gömdük! | 76-65


 Dünya Basketbol Şampiyonası'na dair ilk post bu maça kısmetmiş. Fena da olmadı doğrusu. Bugün Yunanlıları denize dökmedik resmen parkeye gömdük 3. periyottaki oyunumuzla. Senelerdir onlara karşı olan olan şansızlığımızı da kırdığımızı düşünüyorum. Oyunun tamamında üstündük. Sadece son periyottaki baskıda biraz zorlandık ama o da normal karşılanabilir o şartlar altında. Yunanistan - Porto Riko maçını skandal bir şekilde yöneten hakem carl jungebrand' a ve FIBA'ya dersini vermiş olduk.Turnuva yeni başladı diyebiliriz şimdi. Bu kaandığımız avantajı kaybetmemeliyiz. Yarın Yunan maçından daha önemli Porto Riko maçı var önümüzde. Aldığımız takdirde madalya "geliyorum" der.

İstatistik severleri Ersan'ın istatistaklerine bakmaya davet ediyorum...:)

31 Ağustos 2010 Salı

Misimovic + Insua











yarına da çikolata rengide bir arkadaş gelirse tadından yenmez...

ee biraz geç olmadı mı? bence oldu!

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Eskişehirspor 1-3 Galatasaray

Eskişehirspor'un Süper Lige çıktığı 3.sezonda ilk galibiyetimizi, en kötü durumumuzdayken aldık. Buna sebep olarak Youla'nın eksikliği ya da Rıza Çalımbay'ın hatalı değişiklik tercihleri gösterilebilir. Kesinlikle bizle alakalı bir durum değil yani.

Oyun olarak ne Bursaspor ne de Karpaty maçından iyi oynadık. Yine kanser eden orta saha, savunma ve özellikle sağbek hatalarından bolca vardı. Ama futbolda biraz da şansın yanında olması gerekiyor. Bugün bizim yanımızda olmasına çok şaşırdım. Ligin ilk puanını 3.haftada almamız iyi oldu. Maç sonu oyuncuların sevinci, taraftarla barışık pozlar vermeleri ve maç sonu demeçleri günün güzel olayları. Fakat bunlar hafta içinde yaşanan rezaleti unutturmayacak!

Milli takım arası heralde en çok bize yarar. Takımın 2 hafta birlikte çalışması, sakatların takıma katılması ve 2 gün içinde gelecek muhtemel transferler için büyük faydası olur. Şimdi Atatürk Havalimanı'ndan gelecek haberleri bekliyoruz..

30 Ağustos

26 Ağustos 2010 Perşembe

Şampiyonlar Ligi Gruplar


  • Gece yapmıştık tahminimizi. Sadece Rangers tuttu. Fena kura değil Bursaspor için.
     
  • Milan hariç 1. torbadaki takımların gruplarını 1. sırada bitirmemeleri oldukça sürpriz olur.
     
  • B Grubu çok ilginç olacak gibi.

Şampiyonlar Ligi...


Bursaspor için tahmin yapmamak olmaz şimdi :)

Arsenal 
Marsilya
Rangers
Bursaspor

diyelim de iyi bir kura olmuş olsun. 

Kuranın en dikkat çekici takımı tabi ki 2. torbadaki Real Madrid. İlk torbadan kiminle eşleşecekleri merak konusu. Düştükleri gruptaki diğer takımların Allah yardımcısı olsun.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Nereden Nereye...| 25 Ağustos 2000


Zamanında bu tarihlerde kimlerle oynuyorduk. Şimdi ise Avrupa Kupası'ndaki henüz 2. Turda Karpaty'i Kewell'ın yokluğunda nasıl eleyeceğimizi düşünüyoruz.

Sonumuz hayrola...

Mehmet Helvacı!


3 Büyüklerin her yönetiminde böyle birer tane kıl adam çıkar. Bizde de bu var işte.

Ne demiş bu arkadaş:

"Biz yönetimin olarak kötü bir gidişat olduğu fikrinde değiliz. Üst üste iki maç kaybettiğimizi biliyoruz. Ama bunu kötü bir gidişat olarak algılayamayız"

Tamam iyi oynarsın şans yanında olmaz 2 maç üst üste  kaybedersin.  Kör müsün be arkadaş? Kötü gidişat yokmuş! Daha ne olsun...

Yürü git!!!

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Galatasaray 0-2 Bursaspor


Bazı maçlar vardır ya takımın varını yoğunu ortaya koyması gerekir bazı şeyleri ispatlaması için. İşte bugünkü maç da tam öyleydi Galatasaraylı futbolcular için. Ters giden şeyleri düzeltme maçıydı. Bundan dolayı da doğal olarak maça istekli başlayan taraftı. Bursaspor da geçen seneden kazandığı güvenle kendinden emin bir izlenim bıraktı ilk 10 dakikada. Maç böyle devam ederken Bursa'nın kendi yarı sahasını ilk geçtiği anda golü bulması maçın da şeklini değiştirdi. Zaten özgüven sorunu yaşayan bir takım için bu kırılma anıydı diyebiliriz. golden sonra Bursa oyununa aynı şekilde devam ederken Galatasaray da panik havasına girdi. Bu da bazı hareketleri doğru yapamamasına neden oldu takımın. Maçın kalan kısmı da bu şekilde geçti zaten. 

Yok şu oyuncu şöyle kötü oynadı, yok Rijkaard'mış yok,Andan Sezgin'miş ya da yok yönetimmiş bunları yazmayacağım. Kimin ne olduğunu bilen biliyor zaten. Bu takımın herşeyden önce transferler de dahil, özgüvene ve belli bir karaktere ihtiyacı vardır. Bursaspor'da olup da Galatasaray'da olmayan şey neydi? Özgüven ve karakter...Bu takımın yıllardır belli bir karakteri vardı. Oyundan kopmayan, deyim yerindeyse topu ısıran bir takımdık. Şimdi bakıyorum, maçlarda öne geçiyoruz,koruyamıyoruz geriye düşüyoruz çeviremiyoruz. 2 haftalık bir sorun değil bu. Skibbe döneminden beri gelen sorun. Bu nasıl halledilir ben bilemem. Ama birilerinin artık şapkaları önlerine koyup düşünmeleri lazım......
Bu gadget'ta bir hata oluştu
Related Posts with Thumbnails