08 Şubat 2010 Pazartesi

10 Sendromu #4-Lincoln Palmeiras'ta!

Nihayet gitti Lincoln efendi bonservisiyle birlikte. Palmeiras artık ne bekliyorsa bundan bonservisine 2 milyon 166bin dolar vermiş bir de sonraki olası transferinin %50'sini bize verecekmiş. Transfer döneminin en sevindirici haberlerinden biri. Bir de o bonservis bedeli nasıl öyle küsuratlı çıkmış onu anlamadım. Gerçi bu herif orda kesin oynar ha, demedi demeyin!

Euro 2012 Kuraları!

Senelerdir bu kuralar çekildiğinde en zorlu rakibimizi hep 1.torbadan gelen takım olarak görürüz. Kenetlenirsek, çok çalışırsak aslında o 1.torbadan gelen takımı bile geçeceğimizi düşünürüz. Diğer takımlar zaten bizim dengimiz olamaz, onları düşünmeye bile gerek yoktur. Ama her elemeler sonunda görürüz ki bizim en büyük rakibimiz yine Türkiye'dir.

Daha teknik direktör bulunmadan paçaları sıvamaya, Almanya'dan intikam alıp Belçika'ya koymaya başlamışız. Klasik tablo, gidişat aynı, hayırlı işler..

07 Şubat 2010 Pazar

Kayserispor 0-0 Galatasaray

Arda'nın forvet başladığı, Gio ve Keita'nın kanatlarda oynadığı bir sistemde aslında çok iyi oynadık. Bu taktikle anca bu kadar olurdu zaten. Caner-Gio ve Keita-Uğur uyumsuzlukları akıl alır gibi değildi. Mehmet Topal top oynamayı unutmuş sanırım. Arda da kısa boyuna rağmen elinden geleni yaptı yine de Kayseri defansı arasında.

Takıma nazar mı değmiş nolmuş anlamadım. Caner ve Uğur açtığı ortalar Kadir Has tribünlerine gitti hep. Topal ve Sarp'ın işlevsizliği takımı hücum yönünden mahvetti. Gio ise ne yazık ki rezalet bir oyun oynadı. Kendine güvenini kaybetmiş gibiydi sonlara doğru. Hocanın oyundan çıkarmama sebebi ilk kötü oynadığı maçta oyundan çıkarıp moralini bozmak istememiş olmasıdır. Avrupa maçlarında özellikle o adamın iyi oyununa muhtacız. Emre Çolak girdikten sonraki kalan 8dakikada yapabileceğinin en iyisini yaptı. Dikine gitti hep hatta maçın en etkili gol pozisyonunu da yakaladı. Ama öyle durumlarda biraz da şansın yanında olması gerekiyor. Olmayınca da olmuyor. Forvetsiz bir şekilde net 5 pozisyon yakaladık sayabildiğim. Onları da değerlendiremeyince beraberliğe razı oluyoruz.

Bunu yazacağım aklıma gelmezdi hiç ama, bu takıma Sabri ve Hakan Balta lazım bir an önce. Caner'in sol açık, Keita'nın forvet ve Arda'nın oyun kurucu mevkisinde oynaması takımı bir düzene sokacaktır tahminim. Madrid deplasmanından önce son bir maçımız kaldı Antalya ile. O da önemli bir sınav. Hayırlısı bakalım.

05 Şubat 2010 Cuma

İyi ki Doğdun Hagi!


Kramponlarıyla bu ülkeye en güzel şiirleri yazdı ve gitti..

04.02.1965

04 Şubat 2010 Perşembe

Jo!

Ulan adam 1 maç bitirmedi daha ya. Bi durun anasını satayım bi oynasaydı biraz ya. Bunun adı artık şanssızlık olamaz başka bir şey bu. Zaten adam gelmiş şunun şurasında 3-4 aylık kiralık. Bunun 3 haftası sakatlıkla geçecek. Tabi işin içine Galatasarayımızın o güzide doktorları girmezse. 40 tane kurban kestirip, bütün oyunculara kurşun döktürsek yine işe yaramaz gibi geliyor.

Antalyaspor 2-1 Galatasaray #ZTK


Böylesine ciddi derecede sakatlıklarla ve şanssızlıklarla boğuşan takım illa ki bir yerlerde sendeleyecekti. İlk takılmanın telafisi olan bir kulvarda olması güzel aslında. Pollyanna'cılık bu oluyor sanırım. Baştan sonra kötü oynadığımız bir maçı kaybettik. Sezondaki bütün maçları kazanamayabiliriz her zaman.

Çeşitli bahanelerin arkasına sığınsak da telaşlanmamız gereken noktaların çok olması insanı sıkıyor. Avrupa'da Jo'suz oynayacak olmamız ve Gio'nun adaptasyonunun sağlanmaması takımda sorunlar doğuruyor. Denizlispor maçında ve bu maçta da görüldüğü gibi tek forvette Dos Santos kayboluyor. Tabi ki daha erken konuşmak için bunları. Umarım düzelir. Jo'nun sakatlanıp çıkması moralleri bozsa da önemli birşeyi olmadığı haberinin gelmesi içimizi ferahlattı. Hakan Balta ve Sabri'yi mumla arayacağımız aklımın ucuna gelmezdi hiç. Yerleri dolmuyor bir türlü kaç maçtır. Emre Güngör ve Uğur'un yapacağı bir şey yok. 10 Şubat gecesi turu atlamış oluruz inşallah.


02 Şubat 2010 Salı

İyi ki Doğdun Taçsız Kral!

video

"Galatasaray, o daha vefalı.."

02.02.1936 -

Güle Güle Aydın

4 sene önceki Konyaspor maçının kredisi tükendi ve Aydın Yılmaz satış opsiyonuyla birlikte Eskişehirspor'a kiralandı. Arda'nın "benden daha yetenekli" dediği ve Gerets döneminde yıldızı parlayan bu oyuncunun, o zamanki futbolunun üstüne hiç birşey koyamaması çok vahim bir durum. Benim hep en güvendiğim oyuncuların başında gelirdi, Aydın Leithe derdim hep. Kendini hiç geliştirememesi klasik Türk sporcusu kimliğine bürünmesi onu resmen bitirdi. Belki Kadıköy'de durum 2-1 iken kaçırdığı golü atsa, hala takımdaydı. Futbol işte..

Denizlispor 1-2 Galatasaray # Arda Turan

Maç yorgunluğundan yazı bugüne sarktı anca. Pazar günü Denizli'de müthiş bir havada ve müthiş bir zeminde oynandı maç. Türkiye'nin en iyi zemini sanırım Denizli'de. Maçın bilet fiyatları ise; kale arkası:10, maraton:20 ve kapalı tribün 100 tl olarak belirlenmişti. Misafir takıma ise kapalı tribünde yer ayrılmıştı.

Bizim için maç, Galatasaray cumartesi Denizli'ye geldiği zaman başlamıştı. Denizli'den yaklaşık 50 km uzaklıktaki havaalanına iniş yapacaktı takım. Biz çiçekleri, pankartları, otobüsü ayarlayıp doluşup gittik havaalanına. Oyuncuların hepsine tek tek ilgi gösterildi. Yabancı transferler biraz daha öne çıksa da, Arda'ya hem doğum günü olması sebebiyle hem de pankart yapmamız sebebiyle ilgi hat safhadaydı. Arda gelirken ona; Arda şu pankartın önünde bir foto çektirelim dedim. O da dedi ki bana; yabancı transferler geldi, onlara ilgi gösterin. Adeta dumur olmuştum. Kaptan o kadar mütevazi davrandı ki bir kez daha hayran olmuştuk. Hepimize eyvallah deyip otobüsüne girdi ve bizim için cumartesi bitmişti.


Maça tüm Ege bölgesinden ilgi büyüktü. Ayrıca İstanbul, Antalya ve Bursa'dan da gelenler vardı. Şehir dışından yaklaşık 7 otobüs gelmişti. Bilet fiyatlarının 100 tl olması ise bu gelen 7otobüs insanı düşündürüyordu. Stadın önüne gelince kapıların birden! açılması, bilet soranlara yaptığımız anlamsız bakışlar sonrası kendimizi tribünde bulduk.


Evlenme teklifi yapmak isteyen bir abimizin yaptırdığı 10 x 2.5 metrelik dev pankart maç boyunca ara ara ellerin üstünde dolandı durdu. Begüm abla umarım görmüşsündür bu pankartı.Umarım başarılı olmuştur.

Maçla ilgili söyleyeceğim tek şey Leo Franco hakkındadır. İnanılmaz kötü gidiyor Leo. Yeni transferler bile hiç sırıtmazken, o sene başından beri ahımızı almaya devam ediyor.

Bu takıma kim gelirse gelsin, takımın yıldızı Arda Turan olacaktır hep. Harikaydı bu haftasonu!

31 Ocak 2010 Pazar

Denizlispor - Galatasaray


Stadyum: Denizli Atatürk Stadyumu
Tarih: 31 Ocak 2009 Pazar / 19:00
Hakemler: Halis Özkahya, Muhittin Gürses, Nihat Mızrak, Mustafa Öğretmenoğlu
Hava Durumu: Denizli'de hava sağanak yağışlı, en düşük sıcaklık 9, en yüksek sıcaklık 13 derece.


Denizlispor

Geçtiğimiz sezon sıkıntılı günler geçiren ve sezonun son haftasında ligde kalmayı garantileyen Denizlispor, bu sezonun il yarısını da 17.sırada tamamladı. Sezona Erhan Altın yönetiminde başlayan Denizlispor, Ağustos ayı sonunda Nurullah Sağlam’a teslim edilmişti. Çok geçmeden, 9. haftada Sağlam’ın da görevinden ayrılmasıyla üçüncü teknik direktörüyle çalışmak durumunda kalan Ege temsilcisinde, o günden bu yana Hakan Kutlu teknik direktörlük görevini üstleniyor.

Denizlispor, ara transferde as oyuncularından Caner Celep’i Eskişehirspor’a vermesine karşın; Souleymane Youla, Okan Koç, İbrahim Ege, Alparslan Kartal, Mustafa Er ve Mustafa Öztürk gibi takviyelerle güçlendi ve ikinci yarıda çıkış peşinde.


kaynak: galatasaray.org

Related Posts with Thumbnails